☰
✕

Erdoğan Tırpanı Çıkardı, Kurtuluş Yok !

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Amerika dönüşü uçakta gazetecilere yaptığı açıklamalar, sadece sıradan bir gündem değerlendirmesi değildi. Söylemlerin perde arkasına ve ekonomi yönetiminin gidişatına bakıldığında, Ankara’da büyük bir “tırpan operasyonunun” fitilinin ateşlendiği net bir şekilde görülüyor. Ben demiştim “Erdoğan’ın sabrı bir yere kadar” kendisine değil devlete ve millete ihaneti affetmez.

Son dönemde yaşanan “fon krizi” ve finansal piyasalardaki sızıntılar, devletin kılcal damarlarına kadar sızmış yapıları yeniden gündeme taşıdı. Alınan kritik kararlardan hemen önce gerçekleşen para kaçırma ve hamle hareketleri; SPK, BDDK ve bankacılık bürokrasisindeki zafiyeti ayyuka çıkardı. Cumhurbaşkanı’nın “Gözünün yaşına bakılmayacak” diyerek işaret ettiği tablonun merkezinde ise bürokratik vesayet ve çıkar ağları bulunuyor.

Mehmet Şimşek Vaatlerini Tutabildi mi?

Gelelim ekonomi yönetimine… Mehmet Şimşek göreve gelirken pazarlık masasına net bir şart koymuştu: “Bana 5 yıl dokunmayın, enflasyonu düşüreceğim. Başaramazsam görevden alırsınız.”

Peki, tablo bugün neyi gösteriyor? OVP (Orta Vadeli Program) hedeflerinin neredeyse hiçbiri tutmadı. Mehmet Şimşek’in vaat ettiği rakamlar ile bugünkü acı gerçekler arasında devasa bir uçurum var. Ekonomide görece olumlu seyreden dış ticaret ve turizm gelirleri ise Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın değil; Dış Ticaret'te Ömer Bolat’ın, Turizm’de ise sektörün içinden gelen Mehmet Nuri Ersoy’un şahsi başarısıdır.

Erdoğan’ın kendi sözüne sadık kalmak adına bugüne kadar gösterdiği sabrın sonuna gelindi. Şimşek’in “seçime kadar kalma” garantisi, kendi başarısızlığıyla geçersiz hale gelmiş durumda.

Kendisi de, İletişim Bakanlığı dezenformasyon dese de Çaresi yok. Tırpanlayacak !

Kulislerde, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki ve geçmiş Bakanlık dönemindeki performansıyla öne çıkan Mehmet Muş’un yeniden Hazine ve Maliye Bakanlığı için en güçlü aday olduğu konuşuluyor.

Sermaye Grubu, Mason Bağlantıları ve Alkin Kardeşler Tehlikesi

Sadece bürokrasi değil, iktidarın yanına kadar sokulmuş “renk değiştiren” bukelamun akademisyen ve bürokrat ağı da mercek altında. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Akademik Araştırma Kurulu’na kadar sızmayı başaran, zamanında FETÖ’cülerin ve belirli odakların referansıyla sisteme sokulan Alkin ailesi bu durumun en somut örneğidir.

Her devrin adamı olmayı başaran; geçmişte 28 Şubat çizgisinde Kemalist, bugün Sabah gazetesinde yazıp A Para'da yorum yapan, Beykoz yalılarındaki ve Mason toplantılarındaki güç odaklarıyla (Hüsamettin Özkan, Turgay Ciner vb.) içli dışlı olan bu yapıların asıl hedefi nettir: Yönetenler sınıfı olarak faturayı her zamanki gibi halka ve Erdoğan’a ödetmek!

Geçmişte Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş gibi isimlerin adaylık süreçlerinin konuşulduğu o ünlü Beykoz Konakları toplantısından bugün Cumhurbaşkanlığı danışmanlıklarına uzanan bu girift ağlar, Yıldıray Oğur’un da son makalelerinde detaylarıyla işlediği gibi buzdağının sadece görünen yüzüdür.

Bürokraside Büyük Temizlik Başlıyor

Gelişmeler açıkça gösteriyor ki; finansal kararları önceden sızdıran casusluk şebekeleri, İsrail bağlantılı odaklar ve bunların bürokrasideki uzantıları için yolun sonu geldi. SPK ve BDDK ve bankalar başta olmak üzere ekonomi bürokrasisi baştan aşağı yeniden yapılandırılacak.

Erdoğan, ayağına bağ olan ve halkın sırtındaki yükü artıran bu tutarsız ekonomi yönetimini ve etrafındaki maskeli danışman kadrolarını tasfiye etmeye hazırlanıyor.

“Tırpan” yakında vuracak ve bu operasyon sadece bakan düzeyinde kalmayıp, Külliye’deki akademisyenlerden kurullara kadar uzanacak.