Günümüzde birçok insan yoğun stres ve baskı altında hayatlarını sürdürüyor. Kaygı ve endişe yaşamlarıyla bütünleşmiş halde. Özellikle büyük şehirlerde ki hızlı yaşam temposu, ekonomik sorunlar ve koşullar, geleceğe duyulan kaygı ve sosyal baskı insanların ruh sağlığını olumsuz etkiliyor. Endişe denilen duygu kısa süreli yaşandığında doğal kabul edilirken, süreklilik taşımaya başladığında hem psikolojik hem de fiziksel olarak sağlığı olumsuz etkiler.
Uzun süreli devam eden endişe hali vücudun sürekli olan alarm durumunda kalmasına neden olur. İnsan bedeni baskı altındayken kortizol ve adrenalin salgılamaya başlar. Bu hormonlar kısa süreli salgılandığında faydalı olsa da uzun süreli salgılanması halinde bağışıklık sistemini zayıflatır. Bunun sonucunda vücut hastalıklar karşısında savunmasız hale gelir.
Sürekli endişe halinde yaşayan insanlarda yüksek tansiyon, kalp hastalığı ve sindirim sistemi sorunları sıklıkla görülür. Ayrıca kronik kaygı, uyku bozuklukları, baş ağrısı, kas ağrısı ve yorgunluğa neden olur. Yapılan araştırmalar uzun süreli yaşanan endişe halinin diyabet ve obeziteyi de arttırıcı etkisi olduğunu göstermektedir. Bunun nedeni ise stres altında olan kişilerin sağlıksız beslenme, düzensiz uyku ve hareketsiz yaşam üçgenine sıkışmasıdır.
Ancak endişe tamamen kontrol edilemeyen bir durum değildir. Yapılacak nefes egzersizleri kaygıyı azaltmada etkilidir. Spor yapmak, uykuya dikkat etmek, beslenmeyi düzenlemek, sosyal hayata katılmak endişe üzerinde olumlu etki yapar. Gerekli durumlarda uzmanlardan destek almak ruhsal ve fiziksel olarak kişinin sağlık durumuna olumlu katkı sağlar.
Endişe uzun süre devam ettiğinde kronik hastalıkların durumunu- ortaya çıkışını etkilemektedir. Bu nedenle fiziksel sağlıkla birlikte ruhsal sağlığa önem vermek, bedenen ve zihnen dengede olmayı kolaylaştırır.