En Pahalı Hırsızlık

Hırsızlık denildiğinde çoğumuzun aklına ilk olarak çalınan bir cüzdan, boşaltılan bir kasa ya da kırılan bir kapı gelir. Oysa bazı hırsızlıklar vardır ki ne kapı zorlanır ne de kilit kırılır. Geride bıraktığı zarar ise çalınan herhangi bir eşyadan çok daha büyüktür. Çünkü bazı insanlar parayı değil, güveni çalar.

Bu gerçeği anlatan anlamlı bir fıkra vardır.

"Emanet Kasa"

Bir adam kasabaya gelmiş:

— "Bende öyle sağlam kasa var ki, paranızı bana emanet edin. Siz rahat edin."

Herkes güvenip parasını teslim etmiş.

Bir gün kasanın başında iskambil kâğıtları görünce sormuşlar:

— "Hemşerim, bu ne?"

Adam gayet sakin cevap vermiş:

— "Merak etmeyin. Kendi paramla oynuyorum."

İçlerinden biri gülmüş:

— "Senin paran hangisi?"

Adam durmuş, cevap verememiş.

Yaşlı bir amca sözü bağlamış:

— "Evlat, emanet kasaya girince para sahibini değil, emanetçisini sınar." Aslında bu fıkranın anlattığı mesele yalnızca para değildir. İnsanların emanet ettiği her şey; para, yetki, makam, bilgi, sır ya da güven, onu teslim alan kişiye büyük bir sorumluluk yükler. Çünkü emanet, sahibinin değil, emanetçinin ahlakını ortaya çıkarır.

Bir insanın iyi niyetini suistimal etmek, ona duyulan güveni kendi çıkarı için kullanmak, belki de en ağır hırsızlıklardan biridir. Çalınan şey sadece para değildir; umut, inanç ve insanların birbirine güvenebilme cesaretidir. Toplum olarak yardımlaşmayı seven bir milletiz. Bir afet olduğunda, bir hasta için yardım kampanyası düzenlendiğinde ya da bir öğrenci burs beklediğinde elimiz cebimize gitmekte tereddüt etmeyiz. "Belki benim küçücük katkım bir insanın hayatına dokunur." diye düşünürüz. Bizi toplum yapan da işte bu duygudur.

Ne var ki bu güven kötüye kullanıldığında kaybeden yalnızca parasını veren kişi olmaz. Asıl kaybeden toplumun ortak vicdanıdır. Çünkü güven bir kez sarsıldığında, ertesi gün gerçekten yardıma muhtaç bir insan ortaya çıktığında insanlar artık önce şüphe etmeye başlar. "Acaba bu yardım gerçekten yerine ulaşacak mı?" sorusu, yardım etme isteğinin önüne geçer. Belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Bizi en çok yoksullaştıran şey gerçekten cebimizden çıkan para mı, yoksa birbirimize duyduğumuz güvenin her geçen gün biraz daha eksilmesi mi?

Çünkü en pahalı hırsızlık, kasadan çalınan para değil; insanların kalbinden çalınan güvendir.