0

Herkesin yeni hükümetin kurulması veya erken seçime gidilmesi üzerine tahmin ve yorumlar yaptığı bu dönemde; bir yandan da ekonomimize ilişkin sorunların istikrarlı bir düzeyde olumsuz ivme göstermesi dikkati çekmektedir. Ama buna rağmen, genel olarak klasik söylem ve tutumların sergilenmeye devam edildiği, ekonomik gelişmelerin sadece olumlu yönlerinin öne çıkartılmaya çalışıldığı, ekonomiye ilişkin sorunların nedenlerini sıralamakla sınırlı, özeleştiri ile eleştiriden yoksun, yapılan iktisadi hataların ve çözüme ilişkin önerilerin muhataplarının açıkça belirtilmediği, sadece küresel nedenlere sığınılan bir stratejinin izlendiği görülmektedir. Bu zihniyet ekonomik alanda bize sadece zaman kaybettirmektedir. Çünkü, ekonomiye ilişkin yapıcı ve net eleştiriler; ekonomimizin mevcut durumunu olumsuz olarak etkilemez ama tedbir alınmasını sağlayabilir, dozunu aşan övgüler ise ekonomimizi daha iyi hale getirmez, sadece sorunların halının altına süpürülmesini sağlar.

Küresel ticaretin ve büyümenin azaldığı, AB Ülkelerinin ve Rusya'nın ekonomisinin toparlanmaya çalıştığı, FED'in henüz faizleri artırmadığı, AB Merkez Bankasının ise parasal genişleme programını uyguladığı, doların güç kazandığı, petrol fiyatlarının düştüğü ve emtia fiyatlarının ise gerilediği bir süreçte Ülkemizin de bu tablodan olumlu veya olumsuz etkilenmemesi mümkün değildir.

Bu kapsamda Ülkemiz ekonomisinde öne çıkan sorunları kanıksamadan, bunlara ilişkin söylemlerimizi ve algılamalarımızı yeniden gözden geçirmenin ve aşağıda sıralanan bazı tespitlere ve önerilere duyarlık göstermenin faydalı olacağı inancındayım.

(*) İthalatın ihracata göre daha fazla düşmesi sonucunda oluşan dış ticaret açığındaki gerilemeyi (İhracatın ithalatı karşılama oranının artması) olumlu bir sonuç olarak gösterme çabalarının gereksizliği.

(*) Parite düşüklüğü nedeniyle ihracatımızın kayba uğradığı gerçeği kabul edilmekle birlikte, yeni pazarlar bulunarak bunun telafi edilmesi konusundaki düşüncelerin uygulamaya geçirilememesi.

(*) Üretim yapımızın değiştirilerek, yüksek teknolojili ürün üretmenin yanı sıra teknoloji üretilmesi konularında oluşmuş fikir birliğimizin bir türlü eyleme dönüştürülememesi.

(*) Büyüme oranlarımızdaki düşüşün durdurularak, yeniden ivme kazandırılması için; ihracat odaklı büyümeye yönelik, kısa vadede sonuç alıcı milli bir seferberlik başlatılması.

(*) Ülkemizdeki turizm potansiyelini tam kullanabilme ve krizleri yönetebilme becerimizin noksanlığı.

(*) Bütçenin mütevazi bir bütçe olması nedeniyle, mali disiplinin sağlanmasında başarılı olunduğu ancak gelir dağılımındaki eşitsizliği giderme açısından gerekli unsurları taşımadığı.

(*) Vergi politikamızda; gelir toplama anlayışının ağır bastığı, vergi politikasının diğer fonksiyonlarını ise yeterince kullanamadığımız gerçeği.

(*) Kronik bir sorun olan 'kayıt dışı ekonominin,' ekonomimiz içindeki payının azaltılması sonucu oluşacak somut beklentilerin henüz ekonomimize yansımadığı.

(*) İşsizliğe ilişkin verilerle ilgili tartışmaları bitirecek uluslararası kabul görmüş ölçütlerin ve sınıflandırmaların benimsenmesi, işsizlikle ilgili kanıksamalara son verilerek, duyarlık gösterilmesi.

(*) Tarım ve hayvancılık alanında; üretici ve tüketici nezdinde memnuniyetin oluşmaması ve tarım ürünleri ile et fiyatlarındaki şişkinliğin giderilememesi.

(*) Uluslararası piyasalardaki Petrol fiyatlarının büyük oranda düşmesine rağmen, bunun Ülkemiz ekonomisine yansıtılması konusundaki beklentilere henüz karşılık verilmemesi.

(*) Döviz ihtiyacımız ve yükümlülüklerimiz ile uluslararası rezervlerimiz arasındaki ilişkiyi ve gerçeği, evrensel ölçütler kapsamında iyi irdeleyip; güven verme amaçlı da olsa, haklı teknik eleştirilere ve tartışmalara yol açacak gereksiz söylemlerden, özellikle yetkililerin kaçınması.

(*) Enflasyon, döviz kuru ve faiz arasındaki ilişkinin ve bunların ekonomik gelişmelerin sonucunda dengeye ulaştığı gerçeğinin, yeterince algılanamaması nedeniyle; gereksiz spekülasyon yapılarak, ekonomi gündeminin yanlış tercihlerle oluşturulması.

(*) Enflasyon canavarıyla uzun bir süre yaşamış bir Ülke olarak; Avro Bölgesindeki çok düşük enflasyon oranlarının da bazı ekonomik sıkıntıları yarattığını dikkate alarak; Ülkemiz için, toplumun benimseyeceği makul bir orana ulaşarak, bu konudaki enerjimizin diğer ekonomik sorunlarımızın çözümüne kaydırılması.