Ekonomi yönetiminde değişiklik

0

Başbakan Davutoğlu 24.11.2015 tarihinde 64.Hükümeti açıklamış, ben de Gazetemizin 02.12.2015 tarihli sayısında, bu köşede kaleme aldığım '64.Hükümete ilk bakış' başlıklı yazımda; '… Özellikle 64. Hükümetin ekonomi politikasını yürütecek ekip içinde 62. Hükümetin ekonomi politikalarının uygulanmasında görev alan bazı bakanlara yer verilirken, yeni isimlerin de bu kadroya ilave edilmesi; kabinenin ekonomi alanındaki kadrolarda kapsamlı bir değişikliğin düşünüldüğü ancak bunu zamana yayarak risk alınmak istenmediği, iç ve dış ekonomik çevrelerde ve piyasalarda bir tedirginlik ve güvensizlik doğmaması için kısmi değişikliğe gidildiği anlaşılmaktadır. Ancak, bu görevlendirme dizaynı; gelecekte ekonomide ortaya çıkabilecek bir sıkıntıda veya görüş ayrılığında ekonominin patronunun da değişebileceği ihtimalini akla getirmekte …' olduğunu naçizane belirtmiş ve yeni bakanlıkların kurulması, mevcut bakanlıkların bölünmesi veya birleştirilmesi gibi düşüncelerin bir yasal değişiklikle eyleme geçirilmesi aşamasında bu ihtimalin de yeniden değerlendirilmesinin gündeme gelebileceğini ifade etmiştim.

Yaşadığımız siyasi gelişmeler ise; Ülkemizi alışıla gelmiş bakan değişiklikleri dışında bir sürece sokmuş ve Başbakan değişikliği gibi beklenmeyen bir aşamaya getirmiştir. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 22 Mayıs'ta yapılacak olan 2.Olağanüstü Büyük Kongresi'nde seçilecek yeni Genel Başkanı'nın; Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 65.Hükümeti kurmakla görevlendirilmesini müteakip açıklanacak yeni kabinede, mevcut ekonomi yönetiminden kimlerin yer alacağı veya almayacağı da doğal olarak ekonomi çevrelerinde merak edilmektedir.

Öncelikle ekonomi yönetimine ilişkin mevcut bürokratik üst kadroların asil-vekalet durumunu hatırlayalım. Halen Hazine Müsteşarı'nın ve Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) Başkanı'nın atanmadığı ve bu görevlerin vekaletle götürüldüğü; Ekonomi, Kalkınma ve Maliye Bakanlıkları ile Hazine Müsteşarlığı'ndaki müsteşar yardımcısı kadrolarının bazılarının vekil kadrolarla yürütüldüğü veya boş olduğu görülmektedir. Doğal olarak bazı kadroların vekaletle götürülmesinin, bazı kadroların ise boş tutulmasının; atama krizinden mi yoksa siyasilerin bürokratik bir stratejilerinden mi kaynaklandığı hususu merak uyandırmakta ve bu durumun ekonomi bürokrasisinin performansını etkileme olasılığı tartışılmaktadır.

Öte yandan, yeni Başbakan belli olmadan; kabine üyelerinin kimler olacağına ilişkin tahminler yapmanın sağlıklı olmayacağı bilinmekle birlikte, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, kurulacak yeni kabinedeki etkisinin daha da artacağı dikkate alındığında; yeni ekonomi yönetiminin dizaynına da katkısının çok olacağı anlaşılmaktadır.

Bu kapsamda mevcut ekonomi yönetimine bakıldığında görünen tablo ise şöyledir: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın; Maliye Bakanı Naci Ağbal'ı bu bakanlıktaki bürokratik görevleri de dahil olmak üzere çalışkan ve başarılı bulduğu ve çok güvendiği bilinmektedir. Ayrıca, gerek diğer kabine üyelerinin bazı taleplerine gerekse özel sektörün vergisel alandaki bazı indirim taleplerine karşı gösterdiği duruştan taviz vermemesi de hem teknik hem de siyasi ağırlığının fazla olduğunu ve yeni kabinede yerini koruyacağını göstermektedir. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz'ın ise Devlet Planlama Teşkilatı kökenli olması, birikimi ve uyumu dikkate alındığında, ekonomi yönetiminin deneyimlerini yeni kabineye aktarması ve istikrarı açısından kabinedeki yerini koruma şansı bulunmaktadır. Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş'ın da özel sektör kökenli olması ve TBMM'deki gerek komisyon çalışmalarında gerekse Genel Kurul çalışmalarındaki faal yapısı hatırlanıldığında; Partisi tarafından verilen her türlü görevi yerine getiren bir yapısıyla, kabinede kalması da gitmesi de sürpriz olmayacaktır. Devlet Planlama Teşkilatı kökenli olan ve halen 'Reformların ve yatırımların koordinasyonu ve izlenmesi ile yatırım ortamının iyileştirilmesi' görevlerinden de sorumlu olan Başbakan Yardımcısı Lütfi Elvan'ın ise; kamu deneyimleri ve birikimlerinin kabinede kalmasına yetmeyeceği ve Başbakan Davutoğlu'na olan yakınlığı nedeniyle kabine dışı kalacağı yolundaki spekülasyonların gerçekleşme ihtimalinin fazla olduğu anlaşılmaktadır.

Hükümet içindeki görev dağılımında; ekonomik konularda genel koordinasyondan sorumlu bulunan ve ekonomi yönetimi içindeki kabine deneyimi fazla olan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek'in durumu ise işin püf noktasını oluşturmaktadır. Uzun bir süredir söylemlerinde; ekonomimizdeki olumlu görüntülerin yanı sıra mevcut sıkıntıları da ısrarla gündeme getirmesi ve geleceğe ilişkin bazı uyarılar yapması dikkat çekmektedir. Ancak, kamu oyuna vermek istediği mesajların doğru ve tam olarak algılanmasında bazı tereddütler yaşanmaktadır. Çünkü, yer aldığı kabinenin ekonomi yönetiminin patronunun kendisi olması nedeniyle, bazı sorular akla gelmektedir. Bu eleştirdiği sorunların neden çözülemediği ve bu kapsamda yapılması gerekenlerin niye yapılmadığı veya nasıl bir engelle karşılaşıldığı hususlarını açıklığa kavuşturmadığı görülmektedir. Dolayısıyla, kabine içi bir uyumsuzluğa mı işaret etmek istediğini, bu sorunları detaylı bildiğini ve çözümüne kendisinin önemli katkılar yapabileceğini ve bunun için de kabinedeki görevinin kesintiye uğramamasını mı ima ettiğini veya kabine dışı kalma ihtimalini düşünerek 'ben inandığım doğruları zamanında söyledim ve uyardım' şeklinde bir refleks mi göstereceğini, zaman içinde öğreneceğiz. Ancak, Sayın Şimşek'in; yeni kabinede yer bulamama seçeneğine, kendisini şimdiden hazırladığı da son konuşmalarından anlaşılmaktadır.

Yukarıda yaptığım değerlendirmeler; mevcut ekonomi yönetimini kapsamakta ve özellikle de kabineye yeni gireceklere ilişkin tahminleri içermemektedir. Çünkü, Ülkemizdeki siyasi tecrübeler her türlü sürprizin olabileceğini bizlere göstermiştir. Dolayısıyla, gözlemlerimi ve algılarımı sadece sizlerle paylaşmak istedim.