Türkiye geneline baktığımızda ülkemizde ortalama evlenme yaşının yükseldiğini biliyoruz. Ortalama evlenme yaşının yükselmesi demek genç yaşta evlenmenin maliyetinin faydasından daha yüksek olması demektir. Demek ki ülkemizde son on on yılda genç yaşta evlenmenin maliyetinin artmasına faydasının azalmasına yol açan gelişmeler oldu. Muhtemel cevaplardan biri şu: artık bir işe girmek için gerekli olan eğitim ve donanım düzeyi yükseldi. Örneğin bugün işgücü piyasasına lise mezunu olarak çıkan bir kişinin iş bulma olasılığı çok düşük. Buna ek olarak üniversite okumak yeterli değil . üniversite sonrasında nasıl bir işe gireceğiniz not ortalamanızla yabancı dil bilginizle genel yetenek genel kültür bilginizle yakından alakalı. Bir gencin üniversitedeyken katıldığı gönüllü sosyal faaliyetler de artık bir işe girmek için CVsinde bulunması gereken unsurlardan bir tanesi. Yani üniversitede okuyan bir gencin zamanını bunlara tahsis etmesi gerekiyor. Bu anlamda bakıldığında eğitim ihtiyacı ve değişik nedenlerle kurslara gitme ihtiyacı genç yaşta evlenmenin alternatif maliyetini arttırıyor. Yine mikro açıdan farklı bir düzeyde bakacak olursak genç yaşta evlenmeyi teşvik eden unsurlardan birisi bireysel düzeyde karşınıza çıkan iyi bir eş fırsatını kaçırmamak olarak görülebilir. Ancak eğitimin önemli hale gelmesi gençlerin ülke düzeyinde mobilizasyonunu arttırmakta ortalama bir genç için evlenebileceği insan havuzu sadece kendi yakın çevresinden ibaret olmamaktadır. Başka biçimde ifade edersek karşılaştığı bir eş adayı ile evlenememenin alternatif maliyeti artık eskisi kadar yüksek değil. Yine sağlık alanında ortaya çıkan gelişmelerde bu yapıyı değiştirdi. Kadınların ileri yaşlarda doğum yapabilmelerini mümkün kılan sağlık sistemlerinin varlığı da ortalama evlenme yaşının yükselmesine yol açtı. Bu gelişmeler yani genç yaşta evlenmenin marjinal faydasını azaltmış olabilir. Yine benzer şekilde erken yaşta evlenenlerinin boşanma olasılığının yüksek olması erken yaşta evlenmenin alternatif maliyetin yükselten bir olgu olarak düşünülebilir.
Burada yaptığımız çok ama çok basit bir analiz. Hadisenin iktisadi yönü çok boyutlu. Erken yaşta evlenmeleri çocuk gelinler açısından ele almak istediğimizde bir yandan iktisadi açıdan dramatik "değiş tokuş" ilişkileri ile karşılaşıyoruz. Diğer yandan ise meselenin iktisadı faktörlerin ötesinde toplumsal cinsiyete bakış, sosyo-kültürel faktörler gibi olgularla harmanlandığını görüyoruz. Bir toplumun yüz yüze geldiği felaketler de burada rol oynuyor. Hemen aklımıza gelecek olan iki unsur savaşlar ve terör. Savaşlar yada yaygınlaşan terör eylemleri erken yaşlarda evlenmeyi teşvik eden unsurlar arasında. Hiç kuşku yok ki, toplum hayatında yaşadıklarımızın hiç birisi tek bir faktöre indirgenemeyecek kadar karmaşık. Bunların bütünlüklü bir analizinin yapılması gerekiyor. Bunlardan bir tanesini tek başına alıp analizleri sadece buna dayandırmak tabi ki doğru bir yaklaşım değil ama son zamanlarda Türkiyede yaygınlaşan terör eylemlerine yada son iki yıldan önce yaklaşık 25 yıl boyunca hakim olan terör ortamını bu yönüyle de bakmak gerektiğini göz ardı etmemek gerekiyor. Şimdi soralım: İnsanlar yeteneklerini kabiliyetlerini sergileyerek sahip oldukları serveti koruyamıyorsa beşeri ve maddi servetleri güvence altında değilse daha fazla üretmek daha fazla katma değer yaratmak ister mi? Hayır istemez. Peki servetlerin güvence altında olmadığı bir ortamda bireyler birbiriyle ticaret yapmak için; ticaretin yaratacağı karşılıklı faydalardan yararlanmak için çaba gösterirler mi? Hayır göstermez. Böyle bir ortamda insanlar kendi yeteneklerini geliştirme, yenilik yapma, farklılıklarını ortaya koyma çabasında olur mu? Hayır olmaz. Peki aileler bireyler ne yapar? İçe kapanır. Ailelerin ve bireylerin, bırakın ülke düzeyinde, kendi şehirlerinde bile mobilizasyon düzeyi düşer. Ve insanların mobilizasyon düzeyi düştükçe seçenekleri azalır. Kız çocuklarının da erkek çocukların da annelerin de babaların da herkesin seçenekleri azalır. Terörün belki de en önemli amacı özel mülkiyete saldırarak, özel mülkiyetin yaygınlaşmasını teşvik edecek alt yapı yatırımlarını tahrip ederek, özel mülkiyeti kullanılamaz hale getirerek insanların önündeki seçenekleri azaltmaktır.
Bütün bunları neden yazdım biliyor musunuz?
11 Ekim 2014 Dünya Kız Çocukları günüydü.
12 Ekim 2014 tarihli Hürriyet gazetesinde çocuk gelinlerle bir haber vardı. Bir çocuk gelinin kendisine sorulan soruya verdiği cevap yürek yakıyordu. Haber şöyleydi.
Dünya Kız Çocuklar Günü için 150den fazla kurumsal üyesiyle 4 sivil toplum kuruluşu ve Türkiyedeki Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşları Ankarada bir araya geldi. Toplantının moderatörlüğünü yapan BM Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Uzmanı Zeliha Ünaldı, amaçlarını şu sözlerle anlattı: Bir çalışma için Batmana gittiğimde öğrendiğimiz bir hikâye var. Batmanın bir köyünde 15 yaşındaki bir kız çocuğu, 55 yaşında bir adamla evlendiriliyor. İlk kez köyünden dışarı çıkıyor. Bir gün doktora gitmesi gerekiyor. Doktor, Niye böyle bir şeye Evet dedin diye soruyor. Kızın yanıtı ise, Dünyanın bu kadar büyük bir yer olduğunu bilseydim, karşı çıkardım oluyor... İşte biz de dünyanın büyük bir yer olduğunu, sesimizi duyurabildiğimiz kadar çok insana anlatmaya çalışıyoruz...
Tekrar edelim .
Dünyanın bu kadar büyük bir yer olduğunu bilseydim karşı çıkardım
Ve soralım...
Çocuklarımıza dünyanın büyük bir yer olduğunu nasıl anlatacağız?
Büyüklere yetişkinlere dünyanın büyük bir yer olduğunu anlatmadan,
Büyükler yetişkinler dünyanın büyük bir yer olduğunun farkına varmadan,
Çocuklarımıza dünyanın büyük bir yer olduğunu anlatabilir miyiz?