Dokunulmaza Dokunmak

Belli bir konuda ki bir öğretinin sorgulanamaz ve tartışılamaz şekilde gerçek kabul edilmesi Türkçede İnak, Arapçada Nass, Yunancada dogma, Fransızcada Tabou (Tabu) olarak ifade edilir.

En geçerli olduğu alan dindir. İslam inancı bakımından Kur’anın ALLAH'ın vahyi olduğu tartışılamazdır ama, tercümelerinin doğru mu yanlış mı olduğu araştırılıp tartışılabilir. Farklı tercümeler mevcuttur. Peygamberin sünnet ve hadisleri tartışılamaz, ama sahih (gerçek) olup olmadıkları araştırılıp tartışılabilir. Gerçek olmayan hadisler çoğunluktadır.

Yasal dokunulmazlıklar da toplumsal değerler olarak aynı kapsamda değerlendirilebilir.

Türkçede tabuları yıkmak şeklinde ifade edilen dokunulmaza dokunmak bir cesaret ve fikir özgürlüğü gibi gösterilebilse de bu her konuda ve her zaman öyle değildir. Çünkü, Toplumların dokunulmazları psikolojik harbin en önemli hedefleridir. Toplumların milli ve manevi değerlerini rencide ederek toplumları moral olarak çökertmek isteyenler özel olarak toplumların dokunulmazlarını hedef almaktadırlar.

Binaenaleyh, Toplumda saygınlığı olan dini ve milli değerlere ve devlet nizamının yasal dokunulmaz temel değerlerine dokunmak uzun vadede toplumu bir arada tutan ve toplumu toplum yapan değerleri yıkarak toplumu ortak değer yargıları olmayan yığınlara dönüştürerek yıkabilir.

Örneğin, yakın tarihimizde yaşanan Fetöcu operasyonlar kapsamında kahramanca davranış gibi sunulan dokunulmazlıkları kaldırmaya evet yaklaşımı kahramanlık değil, bilmeyerek savunanlar için cehalet, bilerek savunanların ise ihanet yaklaşımı olarak Fetö amaçlarına araç olmuştur.

Fetö Terör Örgütünün Paralel Devlet Yapılanması dahilindeki Savcı, Polis ve Yargıçları eliyle nesiller boyu süregelen "dokunulmaz" lara dokunulup engizisyonvari soruşturma ve yargılamalarla peygamberin müjdesine mazhar ve Türk Milletinin en güvenilir kurumu olmuş TSK'ya vesayeti yıkıyoruz-tabuları yıkıyoruz diye dokunuldu, dağıtılıp yıkılmaya çalışıldı, ardından doğrudan TBMM ve Cumhurbaşkanına saldırılarak Ülke yönetimine karşı silahlı darbe teşebbüsünde bulunuldu.

Atatürk dokunulmazlığı eleştirilip bazı islamcı figürler kullanılarak Atatürk’ü sevmek saymak mecburiyeti olmadığı görüşü ile başlatılan bu sürecin sonunda önce Cumhurbaşkanının ailesine sonra şahsını vurmaya yönelinmiştir. Kısacası, Milli ve manevi değerlere dokunma yolu açıldı mı insanları Peygambere ve Allah'a dokunmaya kadar götürür ki Fetö de öyle olmuştu zaten!

Önce Atatürk’e saygıya, sonra Atatürkçü Aydınlara, Akademisyenlere ve Sivil Toplum örgütlerine dokunuldu. Sivil toplum örgütleri, gazeteciler ve akademisyenler sindirilmeye çalışıldı. Ardından Türk Silahlı Kuvvetleri 'nın kurumsal yapısına, Atatürkçü ve örgütün karşısında duran subaylara dokunuldu. Sonra MİT Müsteşarlığı kumpası ardından 17-25 Aralık 2013, sonra MİT Tırları Operasyonu ve yargılamaları ile paralel yapının emir ve isteklerine direnen Siyasetçi, gazeteci, Akademisyen ve bürokrat binlerce kişi yüz kızartıcı suçlamalarla yalnızlaştırılıp kurumsal hiyerarşi devre dışı bırakılarak tarafsız olmayan mahkemelerde yargılanıp cezalandırıldı, itibarsızlaştırıldı.

FETÖ kumpas davalarında düzmece delil ve sahte belgelerle gerçekleştirilen tasfiyelerden sonra her ne kadar Türk yargısı tarafından karşı davalarla örgütün yargılanması yoluna gidildi ise de binlerce kişiye yaftalanan yüzkızartıcı suç ve cezalar ve itibarsızlaştırmalar ama... denilip susularak ortada bırakıldı, bir nevi Feto uygulamaları onaylandı. Dahası, paralel yapılanma sürecinde bu örgütün tedrisatından geçen polis, asker, savcı, avukat, yargıç ve diğer kamu görevlileri Fetöcü olmasalar dahi o örgütün paralel yapıdaki eğitimiyle yetişmiş olarak onun metotlarından başkasını bilmez olarak engizisyonvari operasyon, soruşturma ve yargılamaları yani yeryüzü bozgunculuğunu sürdürmektedirler-sürdürüyorlar ! Yaptıklarını yok sayan yok, yok sayacak iradesi olan da yok... ! Bu nedenle yetkililer bu örgütle ve uzantıları ile mücadelenin bitmemiş olduğunu devam ettiğini söylüyorlar. Mücadelenin devam ettiğini söylemek aynı zamanda örgütün de bozgunculuğunun, tahrif ve tahribatının devam ettiğinin itirafıdır !

Bu nedenle, Fetonün ve Fetocu olmasa da Fetocu metotlarla yapılmış ve yapılmakta olan operasyonlar, soruşturmalar ve yargılamalar, tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmadıkça ne hükümetlerimizin iktidarları ne devletimizin bağımsızlığı ve egemenliği emin olmayacaktır. Her Cuma hutbesinde okunduğu gibi, Rabbim Devletimizi ve yöneticilerimizi kişiye adaletle, ihsan ile ita edenler kıla ki devlet yaşasın.