Yaşam

DOĞUM YERİ MEÇHUL

Vasilis Karapapazoglou amcası Ahmet Ateş’in mezarı başında. Karapapazoglou amcasının mezarından babasının mezarına serpmek için toprak aldı.

İSKENDER ÖZSOY

Yürekleri dağlayan “derin acı” mübadeleden ayrı düşünülmesi mümkün olmayan kayıplar ve bölünmüş aileler gerçeği, aradan bir asırdan fazla bir zaman geçmesine rağmen güncelliğini koruyor..

İki ülkede yapılan Türk-Rum evlilikleri yada uyruk ve din değiştirme, döneriz diye mala mülke göz kulak olması için bırakılan çocukların, göç yollarında kaybolanların yakınları yıllardır akrabalarının izini sürüyor.

Bu ailelerden bazıları bireysel çabalarla; bazıları Lozan Mübadilleri Vakfı’nın desteğiyle iki ülkedeki akrabalarını buldu.

Ahmet Ateş ve eşi Elmas Ateş.

Sevindirici buluşmalardı bunlar.

Yıllar sonra birbirlerine kavuşmanın sevincini yaşıyordu; kardeşler, torunlar, yeğenler ve kuzenler/kuzinler.

Sadece mübadele göçlerinin başladığı 1923 yılından itibaren değil, daha önceki yıllardan da çok ama pek çok kayıp çocuklar, bölünmüş aileler örneği var.

1921-1922 yıllarında Karadeniz bölgesinde ve özellikle Samsun-Amasya hattındaki sürgünde kaybolan, komşulara emanet bırakılan, unutulan -evet unutulan- çocuklar dramı yaşanıyor yıllardır.

İşte o sayısız dramlardan birine can acıtan örnek.

Barbara Karapapazoglou, 1921-1922’deki o büyük karmaşada Bafra’nın Nebiyan Dağı eteklerindeki Otmaşa köyünden -kocası Ananias 1918 yılında çeteciler tarafından öldürüldüğü için- çocukları Anastasia, Theano, Anastas ve Vasilis’le kaçtı.

Anne ve çocukları o acımasız kaçışta Amasya’nın Hamamözü kasabasına ulaştı.

Barbara ayakta kalabilmek, çocuklarına bakabilmek için bulduğu işlerde çalışırken aileyi yıllarca yasa boğan bir de ayrılık yaşandı.

Hamamözü’nde anne ve çocuklarına yardımcı olmaya çalışan bir Çerkes beyi, o zamanlar yedi sekiz yaşlarında olan Vasilis’i ayakları yara olduğu için annesine vermek istemedi. Barbara’yı “Bu çocuk yolda ölür. Benim çocuğum yok. Yanımda kalsın. İyileşince gelir alırsınız.” diyerek ikna eden Çerkes beyi Vasilis’i aldı yanına.

Karadeniz’den kaçış başlamıştı.

O yüzden canlarından bir parçayı Hamamözü’nde bırakıp yürüyerek 1923 yılında Samsun’a dönen Barbara ve üç çocuğu; Anastasia, Theano, Anastas’ın bilinmeze yolculuğu Samsun’dan başladı.

Binebildikleri gemiyle önce Yunanistan’da Pire limanına, sonra Atina’ya, oradan da Selanik’e gittiler.

Dört “can”ın Yunanistan’daki dolaşmaları bir yıl sürdü.

Bir yıldan sonra İskeçe’ye iskan edildiler.

Barbara ve çocukları İskeçe’de, ölene dek evlat ve kardeş özlemiyle dağlanan yürekleriyle yaşadılar.

Ahmet Ateş 20’li yaşlarında.

VASILIS’TEN AHMET ATEŞ’E

Hamamözü’nde bir yabancının yanında bir başına kalan küçük Vasilis Karapazoglou’nun yaşadığı dramların en büyüğü, anne ve kardeşlerinin bir gün gelip kendisini alacağı beklentisinin dramıydı.

Kaç geceyi uykusuz geçirmişti.

Sabahı olmayan kaç geceyi ezberlemişti ama bir türlü bitirememişti sabahsız geceleri.

Bekliyor, bekliyor gelmiyorlardı.

Ah o geceler, dram yüklü cehennem ateşinde yürek yakan geceler.

Ve hep aynı rüya.

Bir gece babası Ananias, bir gece annesi Barbara, bir gece kardeşleri Anastasia, Theano, Anastas onu götürmeye geliyordu.

Bir gece annesiyle yürüyerek yolları aşmasını, bir başka gece annesiyle sığındıkları evi görüyordu.

Bazı geceler de hepsi Otmaşa’daki evlerinin bahçesinde toplanıp hep bir ağızdan “Hadi gidiyoruz…” diyorlardı.

Sabah kan ter içinde uyanıyor, rüyasını yorumlamaya çalışıyor ama bir anlam veremiyordu.

Bu rüyaları göre göre yıllar geçirdi Vasilis.

Ama gelmediler, gelemediler.

Küçük Vasilis bir başınaydı âlemde.

Sahi kimdi 18 yaşına dek Vasilis Karapapazoglou olarak yaşayan; o yaştan sonra Ahmet Ateş olarak yaşamaya mecbur kılınan o çocuk?

Yıllarını o can alıcı beklentiyle geçiren Vasilis 18 yaşında kimliğini aldı.

Vasilis Karapapazoglou’nun adı kayıtlara Ahmet Ateş olarak geçti.

Doğum yeri olarak da “meçhul” yazıldı.

Vasilis Ahmet -kendisine takılan lakapla- Gavur Ahmet, yıllarca o meçhulün acısını yaşadı.

Sahi kimdi o?

O, artık yeni adı ve yeni kimliğiyle Hamamözü’nde yaşayan bir Türk vatandaşıydı.

Askere gidene dek çeşitli işlerde çalışan Ahmet Ateş, altı yıl süren askerlik dönüşünde Elmas Ateş’le evlendi.

Evlendikten sonra Çorum’a yerleşen, yaşamını rençperlik ve inşaat işçiliği yaparak sürdüren Ahmet Ateş’in bu evlilikten çocukları Meliha, Mediha, Turgut, Semiha ve Hikmet doğdu.

Geçmişi hakkında ailesine pek fazla bir şey anlatmayan Ahmet Ateş 18 Temmuz 1993’de, Elmas Ateş de 14 Mart 2006 tarihinde öldü.

Vasilis Karapapazoglou amcasının çocuklarını 41 yıl süren arayıştan sonra Çorum’da buldu. (Fotoğraf: İskender Özsoy.)

YEĞEN VASILIS’İN ARAYIŞI

İşte bu tarifi mümkünsüz dramı babasından önceleri masal gibi dinleyen; aklı ermeye başladıktan sonra hüzünlenen ve yüreği dağlanan Anastas’ın oğlu emekli subay Vasilis Karapapazoglou aynı adı taşıdığı amcasını bulmanın peşine düştü.

Babası oğlunun hasretiyle yaşamış; oğluna, oğlunu bulmasını vasiyet etmişti.

Aradan yıllar geçmişti.

Yeğen Vasilis amcasını göremeyecekti. Bunu biliyordu

Ama ya çocukları ve torunlarını?

1939 yılında İskeçe’nin Likodromi beldesinde doğan ve halen İskeçe’de yaşayan yeğen Karapapazoglou yıllarca sürecek arayışına 1973 yılında Hamamözü’nden başladı.

Defalarca Hamamözü’ne giden, Amasya Valiliği’ne ve Hamamözü Belediyesi’ne başvuran Vasilis Karapapazoglou bu girişimlerinden sonuç alamamasına rağmen aramalarına ısrarla devam etti.

En küçük bir izin peşinde umutla koştu yıllarca.

Ve mutlu haber 2014 yılında geldi.

O yılın haziran ayındaki Hamamözü ziyaretinde bir kişi zamanında Vasilis Karapapazoglu’nun aradığı aileye benzeyen bir aileyi tanıdığını, ancak o ailenin Hamamözü’nde değil, Çorum’da olduğu bilgisini verdi.

Bu bilgiyi öğrenir öğrenmez i Çorum’a giden Vasilis Bey, 41 yıl sonra amca çocukları ve onların çocuklarına kavuştu.

Karapapazoglou babasının vasiyetini yerine getirmişti.

Aileyle kucaklaşmalardan sonra amcası Ahmet Ateş’in mezarına giderek dua etti, babasının mezarına serpmek üzere toprak aldı.

Peki Vasilis Karapapazoglou amcasına bakan Çerkes beyi hakkında ne düşünüyor.

Ona samimi duygularla yaklaşıyor ve amcasının soyunun devamına vesile olduğu için teşekkür ediyor.

…..

Bir anne sütü kadar ak ve gerçek hayatları anlatan bu yazıma son noktayı koyduktan sonra gökten dört yıldız kaydı.

Biri “memleket”te ölen baba Ananias’ın mezarına, biri “yeni vatan”da ölen anne Barbara’nın mezarına, biri de doğum yeri meçhul ama Çorum’daki mezar yeri belli Ahmet Ateş’in mezarına.

Dördüncü yıldız mı?

O da baba vasiyetini yerine getirmek için yıllarca çabalayan vefalı evlat/yeğen Vasilis Karapapazoglou’nun yüreğine.