0

Güzel yurdumun güzel insanları! Cumhuriyetimiz 93 yaşında. Geçmişini doğru bilmeyenler, doğru anlamayanlar, geleceğe yön veremezler. Cumhuriyetimiz, kolay kurulmadı, Osmanlı Sarayı tarafından da altın tepsi içinde sunulmadı. Cumhuriyete giden yol çok tehlikeli engellerle doluydu. Bu tehlikeli engellerin başında Osmanlı Sarayı'nın ihaneti, Cumhuriyete giden yolda yürüyenleri ortadan kaldırmak için İşgal Güçleriyle işbirliği, yurdun her tarafının silahlı emperyalist güçlerce işgal edilmesi, yurdu yangın yerine çeviren iç ayaklanmalar ve pek çok alanda yokluk, yoksulluk, parasızlık, hastalık, cehalet gelmekteydi. Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Atatürk ve silah arkadaşları, bu engellerle savaşarak başarıya ulaşmış ve Türkiye Cumhuriyeti'ni ve halkını çağın gereklerine uygun, her yönüyle uygar bir toplum durumuna yükseltmek istemişler ve bunun için çaba harcamışlardır.

Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti, halka ait, halk yönetimidir. Cumhuriyetimiz, halk egemenliğine dayanan, laik, demokratik ve çağdaş bir yapıdır. Cumhuriyetimiz, yalnızca halk egemenliğine dayanan bir sistem değil; aynı zamanda Türk tarihinin zorunlu kıldığı siyasal, sosyal, ekonomik, eğitimsel ve felsefi değişim içerikli bir üründür. Halkın yönetimi eline alması, ulusal egemenliği ve laik yapıyı oluşturmuştur. 'Egemenlik kayıtsız koşulsuz ulusundur.' İlkesi, temelinde laik bir ilkedir.

Bugün görülüyor ki Cumhuriyet karşıtları, yine ortalıkta dolaşmakta, tarihten ders çıkarılmamakta, Cumhuriyetin temel ve çağdaş değerlerini ortadan kaldırmaya yönelik söylem ve eylemler denenebilmektedir. Söz gelimi 90 yıllık ara, Birinci Cumhuriyetin sonu, 2. Osmanlı, laikliğe gerek yok, karma eğitime son verilmeli, tek adam yönetimine heves vb. söylem ve eylemler sık görülür olmaktadır. Ayrıca yurt ve ulus birliğini, bütünlüğünü bozmaya yönelik silahlı eylemler, içte ve dışta Türkiye karşıtlığını ortaya koyan sesler yükselmektedir. Ayrıca eğitim ve adalet sisteminde, huzur ve güvenlik alanlarında, ekonomide görülen bozulmalar iyileşmek yerine giderek artmaktadır.

Bu durumdan kurtulmanın tek yolu da sadece başın belaya girdiğinde değil, her zaman Atatürk Devrimleri ve İlkeleri doğrultusunda, Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesine bağlı kalarak, akıl ve bilimin ışığında laik eğitim gören kuşaklar yetiştirmektir. İşte o zaman Cumhuriyeti, birlik ve bütünlüğünü kimse bozamaz, bozmaya da cesaret edemez.

Atatürk'ün söylediği gibi 'Cumhuriyet ahlaksal erdeme dayanan bir yönetimdir. Cumhuriyet erdemdir. Oysa sultanlık, korkuya ve tehdide dayanan bir yönetimdir. Cumhuriyet, erdemli, namuslu bireyler yetiştirir. Sultanlık ise korku ve tehdide dayandığı için korkak, alçak, sefil, rezil insanlar yetiştirir.' Bu nedenledir ki Cumhuriyetimize içten sahip çıkmalıyız. Çünkü;

Cumhuriyet, akılcı, bilimsel, deneyci dünya görüşüşünü benimsemektir, geri kalmışlıktan kurtulmaktır. Cumhuriyet, insanca yaşamasını bilmek, insanca yaşamanın neye bağlı olduğunu öğrenmektir. Cumhuriyet, tarihimizin, dilimizin bilincine varmak, onlara sahip çıkmaktır. Cumhuriyet, insanımızın yaratıcı gücüne kavuşmasını sağlamaktır. Cumhuriyet, olanak demektir. Cumhuriyet, düşünce özgürlüğü demektir. Cumhuriyet, özgürlüktür, bağımsızlıktır. Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir. Cumhuriyet, çağının çağdaşı olmaktır. Atatürk diyor ki: 'Türkiye Cumhuriyeti, her anlamı ile Türk ulusunun öz ve aziz malıdır. Değerli çocuklarının elinde sürekli yükselecek ve sonsuza kadar yaşayacaktır.' Büyük Türk ulusu! Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun!