0
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 23 Ağustos 2015 tarihinden itibaren dilediği bir tarihte seçimlerin yenilenmesine karar verme yetkisine sahip olacaktır.
Seçim kararının Resmi Gazetede ilanından itibaren Seçim Hükümeti (Geçici Bakanlar Kurulu) beş gün içinde kurulmak zorundadır.
Milletvekili Seçimi Kanununun 8.maddesi gereğince Cumhurbaşkanınca karar verilmesi halinde, durum Bakanlar Kurulu tarafından kırksekiz saat içinde ilan olunur. Bu kararın verildiği günden sonra gelen 90.günü takip eden ilk Pazar günü oy verilir.
Aynı Kanunun 9.maddesine göre de tespit edilen bu süreyi kısaltmaya Yüksek Seçim Kurulu yetkili kılınmıştır. Bunun için seçimlerin 1 Kasım 2015'te yapılabileceği belirtilmektedir.
Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesi kararını TBMM erteleyebilir mi?
Anayasanın 78.maddesine göre, savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkan görülmezse, Türkiye Büyük Millet Meclisi, seçimlerin bir yıl geriye bırakılmasına karar verebilir.
Anayasanın 77.maddesinde öngörülen TBMM seçimlerinin 4 yıllık döneminin sona ermesi halinde savaş sebebi nedeniyle seçimlerin bir yıl geriye bırakılabileceği, ancak Cumhurbaşkanının seçim kararı vermesi durumunda seçimlerin geriye bırakılamayacağı savı ileri sürülebilir mi?
'Savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkan görülmezse' ifadesinden böyle bir ayırımın yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu istisnai bir hükümdür. Dolayısıyla söz konusu sebebe dayanarak Meclisce seçimler 1 yıl geriye bırakılabilir.
Bugün ülkede bir savaş sebebi mevcut mudur? Bunu değerlendirmek gerekir.
Pozitif hukukumuzda savaş, 2941 sayılı Seferberlik ve Savaş Hali Kanununda (m.3/5) 'Devletin bekasını temin etmek, milli menfaatleri sağlamak ve milli hedefleri elde etmek amacıyla, başta askeri güç olmak üzere devletin maddi ve manevi tüm güç ve kaynaklarının hiçbir sınırlamaya tabi tutulmadan kullanılmasını gerektiren silahlı mücadele' olarak tanımlanmıştır.
Kanun, savaşı top yekün bir silahlı mücadele olarak tanımlamıştır. Bugün ülkemizin bir silahlı mücadele ile karşı karşıya olmadığını söylemek mümkün değildir.
Savaş hali, Seferberlik ve Savaş Hali Kanununda (m.3/6) ' Savaş ilanına karar verilmesinden, bu halin kaldırıldığının ilan edilmesine kadar devam eden süre içerisinde, hak ve hürriyetlerin kanunlarla kısmen veya tamamen sınırlandırıldığı durumdur.' şeklinde tanımlanmıştır.
Anayasanın 87.maddesi 'Savaş ilanına', 92.maddesi 'Savaş hali ilanına' karar verme yetkisinin TBMM'sine ait olduğunu öngörmektedir.
Anayasamız, milletvekili seçimlerinin ertelenmesini, 'savaş hali ilanına' veya 'savaş ilanına' değil 'savaş sebebine' bağlı bir işlem olarak öngörmüştür.
Türkiye için savaş hukukunun yürürlüğe girmesini gerektiren hallerde savaş hali ilanına, Bakanlar Kurulunun istemi üzerine, Türkiye Büyük Millet Meclisince karar verilir.
TBMM'nin 2.10.2014 tarihinde kabul ettiği 1071 sayılı kararla; Türkiye'nin ulusal güvenliğine yönelik terör tehdidi ve her türlü güvenliğe karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak için TSK'nin sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara yönelik olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması için Anayasanın 92.maddesi uyarınca Hükümete bir yıl süreyle izin verilmiştir.
2 Ekim 2015'te süresi dolacak olan bu yetkinin 1 yıl daha uzatılması için tezkere, Hükümet tarafından TBMM'ne gönderilmiştir
Savaş hali kararını, savaş sebebi kavramıyla eşdeğer gören akademisyenler de mevcuttur.
Ülkenin içinde bulunduğu silahlı mücadeleyi dikkate alarak, Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesine karar vermesi üzerine, bir veya birkaç milletvekili bu kararın bir yıl ertelenmesini önerge ile isteyebilir. Bu önergeyi görüşmek için yeterli sayıdaki milletvekili Meclisi olağanüstü toplantıya çağırabilir. Bu durumda Meclis konuyu değerlendirip ona göre karar verecektir.
DAVUTOĞLU'NA SORMAZLAR MI?
Başbakan Davutoğlu, hükümet kurma çabalarının olumsuz sonuçlanması üzerine CHP ve MHP genel başkanlarına çağrıda bulunarak 'erken seçim kararını Cumhurbaşkanı değil Meclis alsın' diyor.
Hükümet kurma sorumluluğunu gereğince yerine getiremeyen ve süreci tek başına tüketen Davutoğlu değil midir?
Azami 4 gün içinde CHP ile koalisyon kurup kuramayacağını anlamak zor mudur? Kaldı ki CHP Genel Başkanı bize koalisyon bile teklif edilmedi diyor. Anlaşılan havanda su dövülmüş.
Davutoğlu, CHP'nin 4 yıllık koalisyon teklifinde bulunduğunu, kendilerinin bunu kabul etmediklerini söylüyor. Bu konu dışında başka herhangi bir anlaşmazlıktan söz etmiyor.
Protokollerde böyle bir süre öngörülse bile bunu zorla sürdürmek mümkün müdür? Mühür Davutoğlu'nda değil mi? Sürdüremiyorsa gider Cumhurbaşkanına mührü teslim eder. Zorla güzelliğin olmayacağını bilmiyor mu?
CHP, koalisyon hükümeti 4 yıldan aşağı olmayacak diyorsa ve bu konuda direniyorsa, bu da doğru değildir.
Ancak, Davutoğlu'nun bu süre konusunda da bir pazarlığının olmadığı anlaşılıyor.
Amaç koalisyon hükümeti kurmak değil, seçime gitmek ise bahane bulmak kolay.
CHP'nin bu süreçte olumlu ve samimi hareket ettiği, bundan dolayı da puan topladığı kanısı yaygındır.
Davutoğlu, ülkemizin kritik ve hassas bir dönemden geçtiğini belirterek genel başkanlara çağrıda bulunmaktadır.
Böyle hassas ve kritik dönemden geçiliyorsa, Davutoğlu'nun güçlü bir koalisyon hükümetinin kurulması için samimi, dürüst, şeffaf olması ve sorumluluk bilinciyle süreci en iyi şekilde yönetmesi gerekmez miydi?
Herhangi bir partiyle ortak bir hükümet kurmadan, hangi siyasi parti, mevcut olan bir hükümetle ülkenin idare edilmesine rıza göstererek veya 3-4 aylığına hükümette yer alıp erken seçim kararına evet diyecek. Bunun çok düşük bir olasılık olduğu düşünülmüyor mu?
Hani egolarımızı bir tarafa bırakacaktık. Bırakabildik mi?
Tekrarlamakta fayda var. Bu hassas dönemde ülkenin çıkarı yeni seçimde değil, güçlü bir koalisyon hükümetinin kurulmasındadır.
MUHALEFETİN STRATEJİSİ YOKMUŞ
Basında, CHP'li Fikri Sağlar'ın yolsuzluklarla ilgili soruşturma önergeleri hazırladığı ve bunları parti grubuna verdiği haber olarak yer almaktadır.
Size de sormazlar mı şimdiye kadar neden beklediniz? Engeliniz neydi?
Bilgi edinmek için 'Yolsuzlukların Soruşturulması' ile ilgili 20.06.2015 tarihli yazımı okuyabilirsiniz.
http://www.hurses.com.tr/goster.php?id=3874&tur=3