ÇAM ALTINDA

Umudu içinde saklayan, iştahlı gülümsemesiyle kalpleri ısıtan, bir öncekinden bağımsız, geyiklerle şehrimize inen yeni bir yıl…

Ellerini uzatıyor soğuk gecelerin birinde, göz göze geliyoruz ve soruyor içtenlikle ne istersin diye…

Kendi mutluluklarımızı çalmadığımız, ruhumuzu zedeleyen utançlarımızdan arındığımız günler olsun diyorum coşkun bir sevinçle...

Bir kez olsun şaşırmak istiyorum, kafamdaki bütün düşünceleri kendimden özür dilercesine hayata geçirmek.

Ağzımı bile açamamışken, tutkularımı içime gömmüşken, nabzımı yeniden hızlandıran hayalleri yaşamak özgürce.

Hayatın kilidini açmak, cesaretimi kıran tüm düğümleri çözmeyi, riyakarlığı bırakıp, dürüst olmayı, dünyanın yüklü sorunlarına duyarsız kalmamayı.

Benden bıkkın dostlarımla bir araya gelmeyi, sık sık çay içmeyi, boşa geçen günleri kahkahalarla uğurlamayı, yeni insanlarla tanışmak için tembellikten arınmayı.

Bizi kurtaran birini beklemek yerine asıl yön verenin kendi iç pusulamızın olduğunu kabul etmeyi.

Ahlakın ne olduğunu sorgulamayı, lüzumsuz yargıları kafamın içinden söküp atmayı, kenara bırakarak oyalanmayı, pembe kalbimle hareket etmeyi, kırıp incitmeden kimseyi hakkımı savunabilmeyi.

Yıkayıp ömrümü arınmış bir zihinle çamlar altında hayata başlamayı, yaşamdan korkmamayı, deliliğin kendimi tüketmekten daha değerli olduğunu anlamayı.

Böbürlenmeden, övünmeden elimde avucumda ne varsa paylaşmayı, ezbere değil, hakkını vererek tüm anlamlarıyla sıkı sıkı tutunarak yaşamayı, en naif halimle sevmeyi, gürültücü sükunetimi bir kenara atmayı, bağışlamayı duygularımı, teşekkür etmeyi içimdeki çocuğa.

Her şeyin yolunda gittiğine inanmayı, iç sesime teslim olmayı, bir daha kendime ihanet etmemeyi istiyorum.

Selamını alıyorum iki bin yirmi altı, feda etmeden geleceği senin zamanında kocaman bir iz bırakmayı istiyorum.