BÜTÜNCÜL BAKIŞ -2

Alt başlık: içtimai hayatta bütünlük

Yeryüzünde şirazenin kaydığı şu zamanın devremülk sakinleri olarak merhum Mehmet Akif'in şiirleştirdiği “sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta: Dişsiz mi biri onu kardeşleri yerdi” deyişine denk modern cahiliye dönemi içindeyiz.

Kıyametin kopacağını da bilsen elindeki fidanı dik diyen anlayışın terbiyesini almışlar olarak kendi dünyamızı sağanak sağanak kir yağmurlarından kollama ve koruma adına içtimai denge ve bütünlüğü korumanın fikir işçiliği ve varlığımızı idame ettirme karşısında hayatı yaşanmaz ve zorlu hale getirenlere:“nefsini ve hevasını tanrı edinenler” (Furkan: 43 casiye: 23) ayeti ne de çok yakışıyor.

İnsanoğlu ilk yaşam mücadelesinden, ilk bebeklik ve çocukluk dönemlerinden itibaren hem kavga, hem rekabet, hem dayanışma dinamik kuralları içinde varlık sahnesinde olmuştur. Yer yer savaşlar toplumsal travmalar oluşturmuş yer yer kavimler ve milletler millet olmanın, topraklar vatan olmanın mühürleri tarihe vurulmuştur. “Zafer günlerini aranızda dolaştıran Allah'tır” (Al i İmran 140)

Bir arada toplum halinde yaşamanın geleneklere ve göreneklere dayanan birikimi ile beraber zamanın ruhuna ayak uydurma çok önemli. Kuşaklar arası kültür çatışmaları toplumda kırılgan fay hatları oluşturuyor. Toplumda aile bazında bile birinin ağladığına birileri gülüp, kahkaha atıp duyarsızlaşabiliyor. Bu durumda aileyi ve toplumu kaynaştıran, katalizör görevi gören usul, edep erkanlar işlevsizleşiyor. Katalizler görevi gören ilim irfan edep adap ve erkanlar zararlı bileşikleri daha az zararlı bileşiklere dönüştürmekle görevli bağlantılardır. Edep adap ve Erkan önce bireysel olarak içselleşen güzel birikimlerdir. Zamanla toplumsal nezakete dönüşür ve nihayetinde kurumsal düzene dönüşürler ancak ailede çocuklukta anne baba örneği ve ahlaki öğretiler ve çevresel faktörlerle harmanlanan kişilikler günümüzde sağanak sağanak yağan olumsuz faktörlere maruz kalmakta. Bu kir yağmurları boşanma oranını çok yükseltti ve evli olanlar da çok kırılgan bir durumda. Sanki insanlar birbirine mecburen katlanan bir dayanışma içerisinde. El ele, kol kola gezenlerin iç dünyalarında fırtınalar kopmakta. 2024’te boşanma hızımız binde *2,19* (187 bin 343 çift) – yaklaşık %25’lik bir oran olarak raporlanıyor. Oranlar illere göre değişiyor; Antalya (3,29), İzmir (3,09) en yüksek, Hakkari, Şırnak en düşük. Çok enteresandır aslında eğitim düzeyi yükseldikçe insanların birbirine hoşgörü ve tahammülleri daha da artması gerekirken: Akli, ruhi, kalbi ve fiziki dirençleri kıran hormonlu gıdalar gibi…Maskelenmiş yüzler ve bastırılmış duygularla yapılan akitleşmeler ve yoldaşlıklar sonrasında gerçek yüzler ve bastırılmış duygular zamanla açığa çıkınca aileler çatırdıyor.

Çok enteresan olan bilgi Antalya, İzmir gibi eğitim ve gelir düzeyi yüksek illerimizde boşanma oranı çok yüksek iken Hakkari Şırnak gibi eğitim seviyesi ve kişi başına milli gelirlerin daha az olduğu yerlerde boşanma hızı daha düşük. Hormonlu ilim ve gelir düzeyi arttıkça buburalarda da boşanma hızı artması muhtemel. AB genelinde kaba boşanma hızı 1 000’de 2,0 civarı; bazı Doğu Avrupa ülkelerinde (Letonya 2,8) daha yüksek. Karşılaştırma: Türkiye’nin boşanma hızı Avrupa ortalamasının biraz altında. Yakında Avrupa'yı yakalayacağız gibi…

İletişim, Adalet ve sosyal bağların çok sağlam olmasına her zamankinden daha fazla muhtacız. Herkes kıyametin kopması endişesini yaşıyor ama kıyamet yaşam ve hayat sürerken kopuyor. Çokça bahsedilen kıldan ince kılıçtan keskin diye bahsedilen sırat köprüsü aslen yaşarken dünyada geçilmektedir. Bazıları diyebilir ben hep iyilik yapıyorum ve fedakar davranıyorum ama karşılık bulamıyorum. Zaten iyilik ve fedakarlık da en önemli durum beklentisiz olmadadır. Dünyanın kevni kanunlarına riayet edip çalışma gayret fedakarlık olarak bağlanıp kalben bağlanmamak, imtihanın ağırlaştığı hastalık ve musibet anlarında isyan bayrağını çekmemek… Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim diyen ve yanınızdaki hizmetçilere bile yediğinizden yedirin, giydiginizden giydirin diyen Peygamberimizin tavsiyesi ufkunda içtimai hayatta huzur ve bütünlük arz edebilme katalizör görevi ifa eden bağlar incinmemeli, incitilmemeli.