BİR FIRÇA, BİR ENSTRÜMAN, BİR SAHNE: Şiddetten Önceki Son Çıkış

Bazı duygular vardır; adı konmaz, tarifi çok zor olur. Birikir. İçeride dolaşır, ama yer bulamaz.

Bazı fırtınalar gökyüzünde kopmaz. Sessizdir, görünmezdir, ama en çok içeride eser. Özellikle çocukların içinde… Çocuklar için bu duygular daha da karmaşıktır. Çünkü çoğu zaman ne hissettiklerini anlatacak kelimeleri yoktur. İşte tam o noktada bir yol ayrımı başlar, ya içine kapanır, ya dışa taşar. Ya sessizliğe bürünür ya taşkınlaşır. Bir çocuğun gözlerine dikkatle bakarsanız, bazen orada anlatılamayan bir şey görürsünüz. Adı konulamayan, ama orada olduğu çok belli olan bir yoğunluk. İşte o içsel bir fırtınadır. Gürültüsü yoktur ama etkisi çok büyüktür. Yol bulamadığı için duygular, sıkışır. Sıkıştıkça sertleşir. Sertleştikçe şekil değiştirir.

İşte tam bu noktada bir ihtiyaç doğar: İFADE

Sanat, bu ihtiyacın en saf halidir. Sanat; bir çocuğun “ben buradayım” deme biçimidir. Konuşamadığını çizer, çizemiyorsa müzikle anlatır, söyleyemediğini oynar. Bir resim bazen onlarca cümleden daha fazla şey anlatır. Bir melodi kelimelerin taşımadığı bir yükü taşır. Bir sahne, iç dünyasındaki fırtınayı dışarıya güvenli bir şekilde bırakır. Çünkü çocuk , ifade etmeden yaşayamaz. İçinde tuttuğu her şey, bir yerden çıkmak ister.

Sanat, çocuğun içindeki fırtınaya bir renk verir. Onu yok etmez, bastırmaz susturmaz. Aksine görünür kılar, hem de güvenli bir şekilde. Bir tuvalde, bir melodide, bir kağıdın üzerinde…

Sanat sadece güzel şeyler üretmek değildir, aynı zamanda zor olanı taşımaktır. Bugün çocuklarımıza çok şey öğretmeye çalışıyoruz, daha hızlı, bilgili, daha başarılı olmalarını istiyoruz. Halbuki onlara hissettiklerini nasıl taşıyacaklarını öğretmeyi kısacası “en kritik şeyi” atlıyoruz.

Bir çocuk öfkelendiğinde ne yapacağını bilmiyorsa, o öfke bir gün kontrolsüz hale gelir. Bir çocuk üzgünken bunu nasıl dışa vuracağını bilmiyorsa, o üzüntü zamanla başka şeye dönüşür. Çünkü duygu yok olmaz, şekil değiştirir.

İşte SANAT bu dönüşümü yumuşatır.

Bir resim, bir çocuk için sadece boya değildir, bir kaçıştır, bir ANLATIM dır. Bir rahatlamadır, bir anlamlandırma çabasıdır, çoğu zaman da bir yardım çağrısıdır.

Ama en güzel yanı şudur: SANAT, o çağrıyı zarar vermeden duyurur. Kısacası SANAT çocukların hayatında bir seçenek değil bir ihtiyaçtır.

Sanat, çocuğun içindeki karanlıkla kavga etmez, "ONA" ışık yakar.

Bazı fırtınalar dinmez… Ama yön değiştirir. Ve doğru yön verildiğinde, o fırtına yıkmak yerine üretir.

Yok etmek yerine ortaya bir şey koyar.

Bir çocuğun içindeki karanlıkla savaşmak zorunda değiliz. Ona bir RENK verdiğimizde, zaten kendiliğinden aydınlanacaktır. Ona uzattığımız RENK “SANAT” tır.

Sanatla tanışan bir çocuk, kendini yok etmek yerine ifade etmeyi öğrenir.

Bu yüzden mesele Sanatın ne kadar güzel olduğu değil, ne kadar gerekli olduğudur. Çünkü bazı şeyler önlenmez, bazı şeyler dönüşür.

VE ÇOCUKLARIMIZ…

Onlar dönüşebilen en güçlü varlıklardır.

Yeter ki doğru kapı zamanında açılsın.

Bir daha ki yazıma kadar hoşçakalın.

Sevgiyle Kalın.