Geçmiş yazılarıma şöyle bir bakıyorum.
Neredeyse hepsinin ortak bir noktası var.
Kısa dönemde, potansiyel büyüme oranına yakın bir hızda büyümemiz gerekiyor.
Uzun dönemde, potansiyel büyüme oranımızı yükseltmemiz gerekiyor.
Yani mal ve hizmet üretme kapasitemizi arttırmamız gerekiyor.
Çok uzun dönemde ise Türkiyenin enerji güvenliğini, gıda güvenliğini, nüfus güvenliğini ve ulusal güvenliğini esas alan bakış açılarını geliştirmemiz gerekiyor.
Uzun dönemi çok uzun dönem perspektifine oturtmadan; kısa dönemi uzun dönemli önceliklerimiz çerçevesinde düşünmeyi alışkanlık hale getirmeden daha fazla üreten bir ülke haline gelmemiz mümkün değil.
Üretim yapmak, bugünle yarın arasında tercih yapmak demektir. Üretim yapmak bugünle yarın arasındaki tercih biçimini değiştirmek demektir.
Üretim yapmak için insanların, fikirlerin, sermayenin ve kurumların bir araya gelmesi gerekiyor.
Bir araya gelme yeteneğimizi arttırmadan üretim yapma yeteneğimizi arttırmamız mümkün değil.
Tam da bu nedenle pozitif gündemlere ihtiyacımız var.
Bana göre pozitif gündemleri inşa etme yolunda en önemli sorumuz şu: Bir araya gelme yeteneğimizi arttırmak için neler yapmalıyız?
Bu soruya çok farklı açılardan cevap vermemiz gerekiyor.
Herhalde bu cevapların olmazsa olmazı yeni bir anayasa.
Çok uzun döneme ilişkin sağlıklı projeksiyonlar yapmamıza zemin hazırlayacak.
Hayal etme yeteneğimizi güçlendirecek,
Farklılık yaratma isteğimizi harekete geçirecek yeni bir anayasa.
Çok kısa döneme sıkışmak, değim yerindeyse yaşadığımız anı mutlaklaştırmak, hatırlamayı zorlaştırıyor.
Oysaki, bizim tarihimizde, bizim tecrübelerimizde ve müktesebatımızda hayaller çok önemli bir yere sahip.