Belirsizlik ve Dolarizasyon

Halkın katılımcı olduğu demokratik rejimlerde değişime neden olan konularda atılan adımlar ve alınan kararlar çok yönlü tartışıldıktan ve incelendikten sonra gerçekleştirilir.

Çok partili sisteme geçtikten sonra Türkiye uluslararası ekonomik sisteme entegre olma süreçlerinde uzun vadeli düşünülmeden karar alındığı için ekonomik açıdan kolayca kuşatılmış/kuşatılmakta ve ulusal (milli) çıkarlara zarar veren tuzaklara da kolayca düşmüştür/düşmektedir. Bu durum nedeniyle makro açıdan olduğu kadar mikro açıdan büyük kayıplara ve ekonomik sıkıntılar ortaya çıkmaktadır. Sonuçta vatandaşların da çoğunluğu bu sıkıntılardan etkilenmekte; varlıklarında ve yaşama kalitelerinde ortaya çıkan önemli miktarlardaki düşüşleri durdurma telaşı yaşanmaktadır.

Yaşanan bu döngünün nedenlerinden birisi katılımcı demokratik teamüllerin geliştirilmesi için yeterince tartışılmadan ve uzlaşılmadan ekonominin yapılandırılması, hatta olağanüstü olayların (darbeler, NATO ve AB misali uluslararası kuruluşlara katılma, salgınlar, savaş, terör gibi) etkisiyle atılan dayatmacı adımlar; diğer önemli bir nedeni de ulusal (milli) esaslara dayalı eğitim sisteminin Cumhuriyetin kuruluş yıllarının gerisine düşmesi ve eğitim kalitesinde ciddi bir gerilemenin yaşanmasıdır.

Türkiye ekonomi tarihi ve ekonomik düzenin yapılandırılması metodolojik bir yaklaşımla incelendiğinde alınan kararlarda sonradan çıkan ve yaşanan yanlışlıkların maliyeti daha rahat hesaplanır. Türkiye'de yaşanan bu durum dünya sistemini ve üretimini kontrol eden zengin ülkeler dışındaki tüm ülkeler için beklenen büyük bir risktir. Bu nedenle dünya sermayesini elinde bulunduran ve yöneten ülkeler arasında yer almayan tüm ülkeler sürekli önlem almak ve ekonomik politikalar geliştirmek amacıyla büyük uğraşı içine girmektedirler.

Türkiye'nin ekonomi tarihi gözden geçirildiğinde belirsiz olan bu ve buna benzer risklere karşı bazı dönemlerde önlem alınmakla beraber alınan önlemlerin uzun vadeli etkileri düşünülmediği için yeni sorunlar yaşanmaktadır. Başka bir değişle çözüm yeni sorunlar üretmektedir. Aslında bu durum dünyada 1929 yılında yaşanan 'Büyük Buhrandan' beri bilinmekte ve bu amaçla çeşitli görüşler ortaya atılmış/hala atılmakta olup bazı teoriler geliştirilmiş ya da geliştirilmeye devam edilmektedir.

Dünya ekonomik sisteminde entegrasyon derecesi artıkça sorunlara kalıcı çözüm bulmak zorlaşmaktadır. Büyük Buhrandan sonra yaşanan olgulardan birisi para ikamesi olarak bilinen dolarizasyondur. Dolarizasyon, bir ülkenin vatandaşlarının kendi paraları yerine yabancı para birimlerini kullanmaları veya gösterge olarak kabul etmeleridir.


Belirsizlik riski artıkça yabancı para fiili olarak yerli para yerine daha fazla tercih edilmeye başlanır. Bu durum çöküşe kadar giden bir ekonomik yapının ve davranışlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Dolarizasyon ABD doları yanı sıra güçlü başka ülkelerin para birimleri için de geçerlidir.

Dolarizasyon gayrıresmi veya yarıresmi olarak ortaya çıkan davranışlara ya da yasal olarak yani resmi olarak belirlenmiş kurallara göre uygulanır. Bu ayrım başka bir deyişle tam dolarizasyon veya kısmı dolarizasyon şeklinde ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde çeşitli dönemlerde yaşanan ve bugünlerde hızla tekrar yaygınlaşan dolarizasyon uygulamaları gayrıresmi bazı durumlarda yarıresmi olarak ortaya çıkmaktadır. Deneyimler yüksek enflasyon dönemlerinde dolarizasyonun kontrol edilemediğini göstermiştir/göstermektedir.

Günümüzde yaşanan dolarizasyon enflasyondan çok para politikalarındaki genişlemeden ve belirsizlikten kaynaklanmaktadır. Bu nedenle alınan önlemler etkisiz kalmaktadır.