İnsan yaşamına baktığımızda hedefler, istekler ve beklentiler üzerine kurulu olduğunu görürüz. Daha başarılı olmak, daha iyi bir ev veya arabaya sahip olmak, bir eşe ve çocuğa sahip olmak ya da daha güzel ve zengin olmak gibi birçok beklentimiz vardır. Bu beklentilerin birini gerçekleştirdiğimizde bir oh rahatladım bile diyemeden hemen diğeri için çabalamaya başlarız. Bu beklentiler zamanla kontrol edilemez bir duruma geldiğinde ise yaşamımız üzerinde ciddi bir baskı hissetmeye başlarız. Oysa ilk başlarda beklentilere ulaşmak bizim için bir motivasyon kaynağıyken bir süre sonra uykularımızı bölen bir stres kaynağı haline gelmiştir.
Ayrıca bir diğer durumda yalnızca kendi beklentilerimiz değil, ailemiz sevdiklerimiz ve toplumun beklentileri altında yaşama halidir. Özellikle eğitim, kariyer, evlilik gibi konularda sürekli başarılı, iyi ve mutlu olma zorunluluğunu hissetmek kişide yoğun kaygı ve stres oluşturur. Zaman geçtikçe kendi isteklerimizden çok başkalarının isteklerini – hayallerini gerçekleştirmek için uğraşır hale gelmek mutsuzluk ve yetersizlik duygularını ortaya çıkarır.
Beklentilerin oluşturduğu baskı kişinin özgüvenini kırar. Bizler yaratılış olarak hep en iyi olmayı amaçlarken hayatın planlarımız doğrultusunda gitmediği çok açıktır. En ufak bir beklentinin bile gerçekleşmemesi kişide başarısızlık hissi oluşturarak onu zamanla umutsuzluğa itebilir. Aslında hata yapmak da, başarısız olmak da insan olmanın doğal bir parçasıdır.
Sağlıklı bir beden ve ruh sağlığı için önemli olan beklentilerin gerçekçi sınırlar için de tutulmasıdır. Başkalarını referans almak yerine kendi gelişimimize odaklanmak yapabileceklerimizin, ulaşabileceklerimizin sınırı bilmek önemlidir. Ayrıca sadece sonucu değil, gösterilen çabayı da göz önüne almak bunu takdir etmesini bilmek de önemlidir.
Sonuç olarak beklentiler sadece doğru yönetildiğinde gelişimimizi destekler. Aşırı ve gerçekçi olmayan beklentiler ise yaşamımız üzerinde ağır bir yük oluşturmaktan, zihnimizi sürekli meşgul etmekten başka bir işe yaramaz.
Mutlu olmak için hem kendimizin hem de çevremizin beklentileri konusunda bilinçli olmalı, değerimizi sadece elde ettiğimiz başarılarla ölçmemeliyiz. Gerçek başarının kusursuz olmak değil kendimiz olarak huzurlu bir şekilde yaşamak olduğunu unutmamalıyız.