Atatürk’ün kültür politikasında Halkevlerinin yeri ve önemi

Halkevleri, siyasi kuruluş değil,
sosyal ve kültürel kurumlardı.

İsmet İNÖNÜ

Cumhuriyet'in ilanından sonra, 3 Mart 1924'te Üç Devrim Yasası çıkarılmıştır. Bunlardan biri Öğrenim Birliğini gerçekleştiren yasadır. Bu yasaya dayanılarak Türkiye sınırları içindeki tüm okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlanmıştır.

Salt okul çağına gelmişlerin eğitimiyle yetinilmeyecekti. Halk da bilgisizdi, okuryazar değildi. En kısa sürede halkın okuryazar duruma getirilmesi, bilgilendirilmesi, kültürünün yükselttirilmesi, yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerekiyordu.

Atatürk diyor ki:

'Okullardaki eğitim öğretim kadar, okul dışındaki kuşağın sürekli ışık demeti altında tutulması gerekir (ASD II, s. 266).' Kültür konusuna yaşamsal bir önem veren Atatürk, halk eğitimiyle ilgili dünyadaki tüm gelişmeleri kendi dimağından sonra Türk toplumunun yapısının ve kültürünün süzgecinden de geçirdikten sonra bir senteze dönüştürüp topluma sunmuştur. (Seda Bayındır Uluskan; Atatürk'ün Sosyal ve Kültürel Politikaları, s.48-49).'

Okul dışında kalan kuşağı yani yetişkinleri, sürekli aydınlatmak, bilgilendirmek ve onların kültürlerini yükseltmek; düşünce, kültür ve sanat insanlarının yetişmesine ortam hazırlamak; devrimleri halka benimsetebilmek amacıyla Halkevleri ve köylerde Halkodaları açılmıştır.

Halkevleri ve Halkodaları çok önemli bir eğitim ve kültür kurumu, halkın aydınlanma odağıdır. Halkevleri için halk ozanımız Âşık Veysel, şöyle diyor:

'Sarsılmaz Halkevi, sağlam temeli,
Işık tutar halka, yorulmaz eli,
Halka hizmet kuruluşu, emeli,
Atatürk sesi var Halkevlerinde.'

Halkevlerinin ilki, Atatürk'ün buyruğu ile 19 Şubat 1932'de Ankara'da eski Türk Ocağı Binası'nda açıldı. Aynı gün yurdun değişik yerlerinde 14 Halkevi daha hizmete girdi.

Halkevlerinin ve Halkodalarının kuruluş amacı, Türkiye Cumhuriyeti'nin laik, çağdaş, bilgili, kültürlü, aydın yeni yurttaşının yaratılmasına çalışmaktır. Gerçi bu amaç için asıl çabayı okullar harcamaktadır; ama okul dışında kalan yetişkinlerin de eğitilmesi, aydınlanması gerekmektedir.

Halkevlerinin ve Halkodalarının temel amacı, Atatürk Devrimi ve İlkeleri'ni, tüm yurttaşların tam ve doğru olarak anlamasını, kavramasını, benimsemesini sağlamak; ulusu bilinçli, birbirini anlayan, birbirini seven aynı ülküye bağlı bir toplum oluşturmak; kültür, ülkü, amaç ve düşünce birliğini güçlendirmek; ulusal birliği oluşturan ulusal ruhu biçimlendiren ve güçlendiren kültür ögelerini ortaya çıkarıp geliştirmek; köylü ile kentli yurttaşlar arasındaki ilişkileri güçlendirmektir. Ancak, böylece laik, çağdaş yeni yurttaş yaratılabilirdi.

Halkevleri ve Halkodaları, kuruluş amacına ulaşabilmek için dokuz çalışma kolu oluşturmuştur. Bu kolların adları ve görevleri şunlardır:

'Dil, edebiyat, tarih kolunun çalışma alanları: Halkın genel bilgi düzeyini artırmak, yurt sevgisini ve yurttaşlık anlayışını yükseltmek, Dil Devrimi'nin başarıya ulaşması için güzel yazı ve söz söyleme yarışmaları düzenlemek, dergi çıkarıp çevreye yaymak, yazın alanında yetenekli gençleri yetiştirmek ve desteklemek.

Güzel sanatlar kolunun çalışma alanları: Halkın güzel sanatlara ilgisini artırmak ve güzel sanatları sevdirmek için sergiler açmak, güzel sanatlara ilgisi olanları desteklemek, halk için müzik ve sanat geceleri düzenlemek, çağdaş ve çok sesli müziği yerleştirmek ve geliştirmek, özel günler için şarkılar ve marşlar hazırlamak, halk türkülerini ve şarkılarını derleyip sınıflamak.

Tiyatro kolunun çalışma alanları: Tiyatro gösterileri düzenleyerek tiyatro sevgisini yerleştirmek, ulusal değerleri işleyen oyunlarla halkı bilinçlendirmek ve eğitmek, geleneksel halk oyunlarımızdan olan Karagöz, kukla gibi sanatları geliştirmek.

Spor kolunun çalışma alaları: Gençliğin bedensel eğitimine yardımcı olmak, Sporun bilimsel temellere oturtularak planlı biçimde yapılmasının yollarını araştırmak, jimnastiğe önem vermek, spor sayesinde sağlıklı, ahlaklı, dürüst yurttaşlar yetiştirilmesine katkıda bulunmak, spor şenlikleri düzenleyerek halkın spora olan ilgisini artırmak, spor amaçlı yurt gezileri düzenlemek, sporla ilgili konferanslar vermek.

Sosyal yardım kolunun çalışma alanları: Yardıma gereksinimleri olanları bulup desteklemek, sağlık için doktor ve gereçler sağlamak, halkın sağlık bilgisini artırmak, dilencilikle savaşmak.

Halk dershaneleri ve kurslar kolunun çalışma alanları: Halkı eğitmek ve bir meslek sahibi yapmak, için okuma yazma, mesleki ve sanatsal kurslar açmak.

Kütüphane ve yayın kolunun çalışma alanları: Büyük kitaplıklar kurmak, kitap sergileri açmak, okuma odaları oluşturmak, gerektiğinde kitapları halkın ayağına götürmek, belli konularda belgelikler kurmak.

Köycülük kolunun çalışma alanları: Köylünün aydınlanmasını, kalkınması sağlayıcı çalışmalar yapmak, köylerin sağlık ve estetik bakımdan gelişmesine yardımcı olmak, köylü ile kentli arasındaki ilişkileri geliştirmek, sevgi ve dayanışma duygularını güçlendirmek.

Müze ve sergiler kolunun çalışma alanları: Tarihsel ve kültürel zenginliklerimizin korunmasına, ortaya çıkarılmasına ve tanıtılmasına çalışmak; tarihimizi araştırmak, tarihimizi anlatan yapıtları halkımıza duyurmak, halkımızın tarih kültürünü ve sevgini geliştirmek, bu nedenle de sergiler ve müzeler açmak (Prof. Dr. Özer Ozankaya, Cumhuriyet Çınarı, s. 455-456).'

Her çalışma kolu, kendi alanlarında coşkulu etkinlikler yapmıştır. Söz gelimi 'Güzel sanatlar kolu, genç ressamların ve yontucuların çalışmaların; dünyaca ünlü sanatçıların eserlerini sergilemişlerdir.'

'Halkevleri ve Halkodaları tarafından düzenlenen konferansların konuları görgü kuralları, Türk şiiri, fizik, felsefe, ekonomi, tarih, denizcilik, milliyetçilik, spor, gazetecilik vb.dir (Seda Bayındır Uluskan; age. s. 54).'

'Mavi Yıldırım (Akagündüz), İnkılap Çocukları ( Yaşar Nabi), Canavar (Faruk Nafiz Çamlıbel), Değişen Adam (Vedat Nedim), Yağmur Gecesi (Reşat Nuri) halkevleri tiyatro kollarının sahnelediği oyunlardan bazılarıdır. Bunlardan başka Moliere, Shakespere, Musahipzade Celal, Ahmet Vefik gibi yazarların eserlerine de yer verilmiştir (Seda Bayındır Uluskan; age. s. 58).'

Halkevlerinin sayısı giderek artmış, altı yılda (1932-1938), 209 Halkevi açılmıştır. Bu sayı giderek artmış ve 478'e ulaşmıştır. 4322 Halkodası açılmıştır. Yapılan etkinliklerle Halkevleri ve Halkodaları eğitim, kültür ve sosyal dayanışma kurumu durumuna gelmiştir. Atatürk, Halkevlerinin etkilerini 'sosyal ve kültürel devrim' olarak nitelemiştir.

İl ve ilçe merkezlerinde bulunan Halkevleri tarafından 40 dolayında dergi yayımlanıyordu. Bu dergilerin adları ve çıktığı kentler şunlardır: Adana-Görüşler, Afyon-Taşpınar, Amasya-Yeşilırmak, Ankara-Ülkü, Antalya-Türk Akdeniz, Artvin-Çoruh, Bafra-Altın Yaprak, Balıkesir-Kaynak, Burdur-Burdur, Bursa-Uludağ, Çorum-Çorumlu, Denizli-İnanç, Diyarbakır-Karacadağ, Edirne-Edirne, Elazığ-Altan, Eminönü- Yeni Türk, Erzurum-Atayolu, Eskişehir-Porsuk, Gaziantep-Başpınar, Giresun-Aksu, Isparta-Ün, İzmir- Fikirler, Kayseri-Erciyes, Konya-Konya, Manisa-Gediz, Mersin-İçel, Milas-Yeni Milas, Muğla-Muğla, Niksar-Ülker, Samsun-19 Mayıs, Trabzon-İnan, Sinop-Dıranaz, Sivas-4 Eylül, Urla-Ocak, Yozgat-Bozok, Zonguldak-Kara Elmas.

Halkevleri, dergiler dışında pek çok kitap yayımlamış, zengin kütüphaneler oluşturmuş, açtığı halk dershaneleri ve kursları ile okuryazar oranının yükselmesinde etkin olmuştur.

1932-1940 yılları içinde 23750 konferans, 12350 temsil, 9050 konser, 7850 film gösterisi, 970 sergi gerçekleştirilmiştir.

Her yurttaş, Halkevlerine kolayca girip çıkabiliyor, ilgi duyduğu etkinliklere katılabiliyordu. Halkevleri, eğitim-kültür, sanat, spor, yayın etkinlikleri yanında yoksullara, hastalara da yardım ve sosyal dayanışma etkinliklerini de yürütüyordu.

Atatürk, Halkevleri ve Halkodalarının çalışmalarını yakından izlemiş, sergilere katılmış, bazı eserleri satın alarak destek olmuştur. Atatürk, halkevleri ve halkodaları ile büyük bir sanat ve kültür atılımı yapmıştır. Halkevleri ve Halkodaları, Türk kültürünün gelişmesine ve yayılmasına çok büyük katkı sağlamıştır.

Halkevlerinin bu çağdaş etkinlikleri 14 Mayıs 1950 seçimlerine kadar sürdü. Seçim sonunda yönetime gelen Demokrat Parti, Halkevlerini, günün koşullarına uygun biçimde yeniden düzenleme yolunu seçmedi ve kapatmayı yeğledi. Gerçek anlamda bir eğitim ve kültür kurumu, halkın aydınlanma odağı olan Halkevleri, 08 Ağustos 1951'de tümüyle kapatıldı. Zengin kütüphaneleri, yayınları da özenle korunamadığından kısa sürede heder olup gitti. Tıpkı Köy Enstitüleri gibi, Halkevlerinin kapanması da Türk ulusunun aydınlanması için büyük bir kayıp oldu. Sonraki yıllarda Halkevleri yerine kurulan kurumlar, Halkevleri kadar başarılı olamadı.