Anayasa teklifinin görüşülmesi ve gizli oylaması

0

Anayasa değişiklik teklifinin görüşmeleri Anayasa Komisyonunda devam ediyor.

TBMM İçtüzüğünün omurgasını, Osmanlı Meclisinde de uygulanan 1927 tarihli TBMM Dahili Nizamnamesi oluşturmaktadır. 1973 yılında kabul edilen ve zaman içinde değişikliğe uğrayan TBMM İçtüzüğünün çoğu maddesi bu Nizamnamenin hemen hemen aynısıdır.

TBMM, çalışmalarını İçtüzük hükümlerine göre yürütür. İçtüzükte, Tasarı ve tekliflerin komisyonlarda görüşülme usulü ile ilgili hükümler bulunmamaktadır. Kaç kişiye söz verilecek; süresi ne olacak; madde üzerinde kaç önerge verilecek belli değildir. Genel Kurul görüşmelerinde bu konularda açık hükümler mevcuttur.

Komisyonlardaki çalışmalar için bu tahdidi hususların yer almaması, konunun enine boyuna tartışmasını sağlamak içindir. Bu tartışma hakkının da kötüye kullanılmaması gerekir. Bunun için toplantıya katılanların sayısı ve konunun önemi dikkate alınarak makul bir dengenin gözetilmesi gerekir.

Komisyonda, görüşmelere başlamadan önce usul belirlenmiş olsaydı, teklifin müzakereleri daha sağlıklı yürütülür ve her aşamada büyük tartışmalar yaşanmazdı.

Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 9.maddesine göre komisyon görüşmelerinde, C.Senatosu Genel Kurulunun görüşme usulü uygulanmaktadır. TBMM İçtüzüğünde böyle bir kural mevcut değildir.

TBMM çalışmalarında yaşanan sıkıntılar nedeniyle, İçtüzüğün değişmesi gerektiğini ilk ifade edenlerden biri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dır. Benim de zaman zaman içinde olduğum çalışmalar yapıldı. Ancak sonuca gidilemedi.

Dahili Nizamname döneminde kanun tasarı ve teklifleri iki müzakereye, bütçe ve kesin hesap kanun tasarıları ise tek müzakereye tabiydi. Tasarı veya teklifin yalnız bir defa müzakeresini sağlamak için Genel Kurulda müstaceliyet kararı alınması gerekirdi. Esaslı bir sebep olmadıkça müstaceliyet kararı verilmezdi. Bugünkü İçtüzüğe göre sadece anayasa teklifleri için iki müzakere öngörülmüş. İki müzakere usulü, Dahili Nizamnameden esinlenerek düzenlenmiştir. Her ne kadar iki müzakere denmiş ise de ikinci görüşmede teklifin geneli ve maddeleri üzerinde müzakere söz konusu değildir. İlk müzakerede yapılan oylamanın hiçbir anlamı yoktur. Çünkü bir sonuç doğurmamaktadır.

1961 Anayasasıyla çift meclis sisteminin kabul edilmesinden dolayı bugün yürürlükteki İçtüzük, Anayasa dışındaki müzakereleri teke indirgemiştir. C.Senatosu olmadığından Meclisteki müzakerelere daha geniş imkan sağlanmalıdır.

Teklifin Genel Kurulda oylanması sırasında oy kabinleri önünde CHP'nin etten duvar öreceği haberleri basında yer almıştır.

Anayasa değişiklik teklifinin oylamaları, Anayasa ve İçtüzük gereğince gizli yapılmaktadır. Gizliliğe halel getirecek her davranış Anayasayı ihlal anlamını taşır. Gizlilik nedeniyle grup kararı alınamayacağı için parti liderleri dahil hiç kimse bu teklife olumlu oy vereceğiz deme hakkına sahip değildir.

Genel Kurulda gizli oyamaya başlamadan önce Birleşimi yönetecek başkan, oylamanın nasıl yapılacağını açıklayacaktır. Birleşimleri büyük olasılıkla TBMM Başkanı İsmail Kahraman yönetecektir.

Oylamaların yapılış biçimi aşağıdaki şekilde ola gelmiştir:

Komisyon sıralarında yer alan Katip üyeler; adı okunan milletvekiline biri beyaz, biri yeşil, biri de kırmızı olmak üzere üç yuvarlak pul ile mühürlü bir zarf verirler ve milletvekilini ad defterinde işaretlerler. Milletvekilleri sadece belirlenen bu yerden başka pul ve zarf alamamaktadırlar. Vekaleten oy kullanacak Bakanlar da yerine oy kullanacakları Bakanın sırası geldiğinde pul ve zarflarını almaktadırlar.

Bu pulllardan beyaz olanı kabul, kırmızı olanı ret, yeşil olanı ise çekimser oyu ifade etmektedir.

Oyunu kullanacak milletvekili, üç yuvarlak pul ile mühürlü zarfı aldıktan ve adını ad defterine işaretlettikten sonra oy hücresine girerek; oy olarak kullanacağı pulu hücrede zarfın içerisine koyar, diğer iki pulu ise hücre içerisinde bulunan ıskarta kutusuna atar. Bilahare hücreden çıkan üye, oy pulunun bulunduğu zarfı Başkanlık Divanı kürsüsünün önüne konulan oy kutusuna atar.

İki husus gizlilikle bağdaşmadığı için hep tartışma konusu olmuştur. Biri, bir bakanın başka bir bakan yerine oy kullanması. Diğeri ise milletvekilinin zarfa koyduğu oy pulu dışındaki diğer pulları parti yöneticilerine veya görevlendirdikleri birine göstermesi iddiası.

Anayasanın 96.maddesinin son fıkrasına göre bakanlar, kendileri yerine oy kullanmak üzere bir bakana yetki verebilirler. Ancak bir bakan kendi oyu ile birlikte en çok iki oy kullanabilir. Anayasada, oylamalardaki farklılıktan dolayı bir ayırım yapılmamıştır. Sadece, TBMM Başkanları bakanlardan konu ile ilgili yetki belgesi almaktadırlar. Ancak, gizliliğin doğası gereği, böyle bir uygulamanın olmaması gerektiğini savunanlar da vardır.

Oylama işlemi tamamlanınca Başkan, Başkanlık Divanı kürsüsünün önüne konulan oy kutusunu, kürsüde görev alan katip üyelere sayım için teslim edilmesini sağlar. Katip üyeler oyların tasnifini yaptıktan sonra, kullanılan oyların toplamını ad defterinde işaretlenen milletvekili sayısı ile karşılaştırırlar. Sonuçtan emin olduktan sonra oyların sayım ve dökümünü içeren belgeyi imzalarlar ve tefhim için Başkana verirler. Başkan da sonucu ilan eder.

Milletvekillerinin zarfa koyduğu oy pulu dışındaki diğer pulları yanına almasını önlemek için ıskarta kutusunun hücre içerisine konulmaması gerekir. Bir kutunun üstüne ıskarta kutusu, diğer kutunun üstüne de oy kutusu yazarak her ikisinin Başkanlık Divanı kürsüsünün önüne konulması icap eder. Milletvekillerine de iki zarf verildiği takdirde bu husus çözüme kavuşur kanaatindeyim.

Dahili Nizamnamede gizli oylama şekli 139.maddede düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iki kutu kullanılmaktadır. Kutulardan birine rey kutusu diğerine de tatbik kutusu denmektedir. Katip üyeler hem rey kutusundaki yuvarlakları hem de tatbik kutusundaki yuvarlakları karşılaştırmak için saymak zorundadırlar.

Bu tartışmaları önlemek için Danışma kurulunda gizli oylama yöntemi ile ilgili bir usul ittihaz edilebilir.