0
Yüce Kur'an'da akıl ile ilgili bir çok ayet vardır. Tüm insanlar akletmeye teşvik edilir. Hala akıl etmez misiniz? buyruğuyla bizleri düşünmeye ve aklımızı kullanmaya davet eder.
Bir taraftan terör örgütleriyle mücadele ediliyor. Diğer taraftan da yeni bir hükümetin kurulması için pazarlıklar sürdürülüyor.
AKP ile CHP arasında devam eden koalisyon pazarlıklarının nasıl sonuçlanacağını kimse kestiremiyor.
Toplumun büyük bir çoğunluğu, bugün içinde bulunduğumuz kaos ortamında güçlü bir koalisyon hükümetinin bir an önce kurulmasından yanadır. Çünkü ülkenin çıkarları bunu gerektirir. Akıl da bunu öngörür.
İki siyasal parti arasındaki pazarlıklar, ülke çıkarları söz konusu ise at pazarlığına dönüşmemelidir.
Davutoğlu, CHP ile koalisyon görüşmeleri devam ederken, MHP ile de temasın kopmayacağını söylemişti. Nitekim yapılan açıklamalardan AKP den Faruk Çelik ile MHP den Semih Yalçın arasında bir temasın olduğu anlaşılıyor.
Bir tarafla son noktayı koymadan, diğer tarafla açıkça pazarlık yapmak karşılıklı güveni zedeler. Çünkü güven bir karaca kadar çekingendir; insan onu bir kovdu mu, tekrar bulması uzun zaman alır.
Hazreti Mevlana, 'Güvenmek aslında bir şans vermektir, güvenmediğin insanlara bu şansı asla tanıma!'der. Madem birbirinize bu şansı tanıdınız, o zaman güveni zedeleyecek söz, davranış ve hareketlerden uzak durmanız gerekir.
İki tarafın da toplantılardan hemen sonra kamuoyuna yaptıkları olumlu açıklamalar, kamuoyunda ümitlerin yeşermesine yol açmaktadır. Bunu boşa çıkarmamalıyız.
Cumhurbaşkanı, seçimin ardından yaptığı değerlendirmede sorumluluğunun bilincinde olduğunu, 'Türkiye'yi hükümetsiz, Türkiye'yi başsız bırakanlar, egolarına mahkum olanlar ne tarihe ne de milletimize bunun hesabını veremezler. Onun için yasal süreç içerisinde herkes egolarını bir kenara koyup bir an önce ülkemizde hükümet kurulmalı.' dedi. Elhak akıl da bunu gerektirir.
Bir su-balık metaforu vardır. Kısaca 'Sular değişinceye kadar balık yaşadığı ortamın farkına varmaz' der. Balıklar, suyun içinde olduklarını anlamaları için ancak suda kötü bir değişim yaşanması gerekiyor.
Bir de anonim bir hiciv vardır:
'Hasandağı arpalıktır, eğer saban yürürse
Her dereye bir değirmen, eğer suyu gelirse
Her köylüden birer tavuk, eğer köylü verirse
Güzel gidiş bu gidiş, eğer sonu gelirse'
Ülkede su bulandı, görüntü netleşti. Maalesef güzel gidiş devam edemedi ve bugünlere geldik.
Dostoyevski 'Şu anda aklı başında davranmak, sonradan aklı başına gelmekten iyidir.' der.
O zaman Anayasaya göre büyük yetkilerle donatılmış bulunan başta Cumhurbaşkanı olmak üzere bütün siyasi parti genel başkanlarının, egolarını ve siyasi hesapları bir yana bırakarak ülkenin içinde bulunduğu bu kaos ortamından bir an önce kurtulmasını sağlayacak, ülkeye güven verecek güçlü bir hükümetin kurulması için ülke menfaatleri bakımından azami gayret ve katkı vermeleri gerekir. Yeniden seçime gidilecekse bile böyle bir hükümetle gidilmelidir. Bu da aklın gereğidir.
TBMM Başkanvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, geçen yasama döneminin kapanışında çok beğendiğim ve not ettiğim konuşmasından bir alıntı ile yazıma son vermek istiyorum.
Mevlana'ya diyorlar ki, 'Bu kadar okudun, bu kadar öğrendin. Sonuçta ne öğrendin?' 'Haddimi bilmeyi öğrendim' diyor Mevlana. Biz de hepimiz sonuçta haddimizi bilmeyi öğreniyoruz.
Unutmayalım, eğer aklın gereğini yerine getiremezsek sonuçta en büyük had bildiren Millet olacaktır.