Afet ve Krizlerde Liderlik ve Yöneticilik

Bir afet ve kriz anında iki farklı işlev devreye girer. Biri protokolleri çalıştırır: kaynakları tahsis eder, ekipleri koordine eder, süreçleri takip eder. Diğeri dağılanı bir arada tutar: kurumlar arasındaki güvensizliği aşar, anlam üretir, belirsizlik içinde hareketi sürdürür. Bu ikisi çoğu zaman aynı unvanın altında görünür. Ama aynı şey değildir. Biri yöneticilik, diğeri liderlik.

Bu ayrımı yapmak akademik bir titizlik meselesi değil. Afet ve kriz yönetiminde karıştırıldığında ciddi sonuçları olan pratik bir sorundur.

Yöneticilik nedir, liderlik nedir?

Drucker'ın klasik ayrımı hâlâ geçerlidir: yöneticilik doğru yapmaktır, liderlik doğru şeyi yapmaktır. Yöneticilik idare etme ve yönetme becerisi ister. Sistemi çalıştırır, ölçer, koordine eder. Liderlik ise öncülük etme ve taşıma becerisi ister. Yönü tayin eder, dağılanı bir arada götürür.

İkisi arasında ilişkisellik vardır. Fakat farklı sorulara cevap verirler. Yöneticilik sorar: sistemi doğru işletiyor muyuz? Liderlik sorar: doğru sistemi mi işletiyoruz, bu sistem kimi koruyor, neyi önceliklendiriyor?

Ve kritik bir nokta: ölçülebilirlik yönetimle ilgilidir, liderlikle değil. Ölçmek, takip etmek, raporlamak — bunlar yönetim işlevidir. Liderlik ölçülemeyen alanda çalışır. Hangi değerin önce geleceğine, kimin kaybının toplumsal öncelik taşıyacağına, sistemin göremediği sorunun nerede olduğuna dair kararlar veri ile desteklenebilir ama veri tarafından verilemez.

Ölçülemeyen belirsizlik ve sistemin kendi körlükleri

Teknik altyapı güçlendikçe belirsizliğin azaldığı varsayılır. Bu varsayım kısmen doğrudur — ama kısmen yanıltıcıdır.

Ölçülemeyen belirsizlikler vardır ve bunlar en gelişmiş teknik altyapıda da ortadan kalkmaz. Daha da ileri gidersek: sistemin tüm kaslarını teknik ve teknolojik biçimde kullanması kendi konfor alanlarını ve dolayısıyla kendi körlüklerini üretir. Perrow'un Normal Kaza Teorisi bunu sistematik biçimde ortaya koyar: karmaşık sıkı bağlı sistemlerde beklenmedik etkileşimler çoğalır. Sistem büyüdükçe göremediği alan da büyür.

Liderlik tam bu noktada doğar. Sistemin cevap üretemediği, protokolün sustuğu, verinin bitmediği yerde — orada liderlik başlar. Bu bir eksiklik değil, liderliğin yapısal konumudur.

Türkiye'de afet ve kriz yönetiminde gözlemlenen tablo

Türkiye'de afet ve kriz yönetiminin teknik boyutu tartışılmaya devam ediyor. Ama bu tartışmalar içinde liderliğe dair bağlamlar çoğu zaman yöneticilikle karıştırılarak konuşuluyor.

Liderlik sorusu şudur: Afet öncesinde hangi topluluklar görünür sayıldı, hangilerinin riski haritalandı, hangilerinin kaybı öncelik taşıdı? Bu kararlar teknik sistemden önce gelir ve teknik sistemi şekillendirir. Teknik sistemin kendisi bu soruyu soramaz — çünkü bu sorular sistemin içine gömülü değer yargılarıdır.

Afet yönetimini gerçekleştirmek için teknik işlevler yeterlidir. Afete liderlik etmek için yeterli değildir. Araç ile amaç arasındaki bu nüansı okumadan kurulan her çerçeve, iyi işleyen bir yönetim sistemi üretebilir ama liderlik üretemez.

Bu mevzu yalnızca afete özgü değil

Ama bu karmaşa afet ve kriz yönetimine özgü bir sorun değildir. Özel sektörden sivil topluma, kamu kurumlarından akademiye kadar yönetim ve organizasyon alanının genelinde aynı tablo gözlemleniyor.

"Liderlik programları" adı altında sunulan içeriklerin büyük bölümü yönetim becerisi öğretiyor: veri okuma, süreç iyileştirme, performans takibi vb. Bunlar değerli becerilerdir. Ama liderlik değildir. Liderlik programı adıyla satılan içerik, yönetici yetiştirmek içinse, alandaki insan kaynağı yanlış bir harita ile yola çıkıyor demektir.

Kriz anlarında bu fark görünür hale gelir. Yönetici protokole bakar — ve protokol gerçekten çalışıyorsa doğru olanı yapar. Lider protokolün göremediği yere bakar. Gözükmeyeni görür. Protokolün çalışamadığı yerlerde etki yaratır. Dağılan aktörleri, kurumları, anlamı bir arada tutarak ilerletir. Öncülük eder ve taşır — hem birleştirerek hem götürerek.

Yönetici olmak zordur ve değerlidir. Lider olmak farklı bir şeydir.

Liderlik, sistemin ürettiği körlükleri görünür kılmak ve dağılan aktörleri, kurumları, anlamı bir arada tutarak ilerletmek kapasitesidir. Yöneticilik ölçer ve idare eder. Liderlik öncülük eder ve taşır.

Afet ve krizler bu farkı yaratmıyor. Sadece görünür kılıyor. Bu görünürlük, yöneticilik ve liderlik potansiyellerini anlamamızı sağlarken aynı zamanda yöneticilik ve liderlik potansiyelini de aynı anda taşıyan insanların değerini anlamamızı sağlıyor. Çünkü iyi bir zanaatçi ile iyi bir sanatçının buluştuğu potansiyellere kolay rastlanılmıyor.