0

'Yetmiş yedi yıl önce ülkemin toprağıyla bütünleştim. Bedenen ayrıldım sizlerden. Düşüncelerim, düşlerim, duygularım sizde kaldı. Geçmişi hatırlayın, yaptıklarınızı, kararlarınızı yeniden düşünün'

Koca imparatorluk aç kurtların saldırısına dayanamıyordu. Üç kıtaya yayılan Osmanlı bir bir parçalanıyordu. Trablusgarp ve Balkanlar kıvılcımın ilk halkalarıydı. Çanakkale'de ölümle diriliş yarışıyordu. Yoktan var edilen 19. Tümen ölümüne karşı koyuşun destanını yazdı. Bedenler, canlar düşmanın mermilerine siperdi. Ölümler hiçe sayılıyor, vatan toprağına dur yolcu girme! deniliyordu. Bir destan yaratıldı Çanakkale'de. 'Sizlere savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum.' dedim.

Aç kurtlar masa başında paylaştılar Osmanlı'yı. Sevr denilen ölüm fermanı, tarihe gömülmenin, yok olmanın adıydı. Saray teslimiyetçiydi. Meclisi Mebusan dağıtılmıştı. Ordu dağıtılmış, donanma tutsaktı, silahlar toplatılmıştı. Her yer karanlıktı ve umutsuzdu.

16 Mayıs'ta Bandırma vapuru beni Samsun'a çıkardı. 19 Mayıs 1919'da gördüğüm manzara-i umumiye çok feciydi. Halk yılgındı, çaresizdi, yoksuldu. Arkadaşlarım, 'paşam, ordu yok, kurulur; para yok, bulunur; düşman çok, yenilir dedim.' bu kararları verirken ben halkıma güveniyordum. Halkı kul, köle olmaktan kurtarmanın zamanı gelmişti. 'Halk için, halkla beraber, halka doğru' dedim. Halkımın güvenini ve sevgisini kazandım. Nüfusun çoğunluğu köylerdeydi. Kurduğumuz yeni ordu 'Köylü ordusuydu' Amasya tamimi, Erzurum, Sivas kongreleri Sevr'e başkaldırı ve dirilişin adıydı. Türk halkının tutsaklık zincirini kırarak özgürlüğe koşmasının, karşı koyuşunun, 'İstiklal mücadelesiydi.'

Dört buçuk yıl süren, nice canlara mal olan İstiklal savaşının her adımı destanlara konu olacak kahramanlıklarla doludur. Halkımla bütünleşerek, taşı yastık, suyu ekmeğe katık edip geceyi gündüzle yaşadım. Tarihlerde okudunuz İnönüleri, o amansız Sakarya'yı. 22 gün 22 gece bedenlerin, canlarla havada uçtuğu, ölüm mangalarının semalarda yankılanan feryadını, her şey bitti deniliyorken kazanılan savaşı…

Kocatepe, Anafartalar, Başkomutanlık, Büyük Taarruzla ulaşılan o mutlu sonu. 'Ordular!.. İlk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri.' komutumla özgürlüğe koşan o yaman savaşçı vatan evlatlarımı hatırlayınız. Bu ulus, nice canlar, gaziler, yokluklar, yoksulluklar pahasına yeniden ölümüne dirildi.

Osmanlının bitmiş, tükenmiş, yangın yerinin ardından kalan küllerinden, yeni yepyeni bir ulus yaratıldı. 23 Nisan 1920 TBMM hükümeti. Bir ışık yakılmıştı Anadolu'da bir güven, bir umut doğmuştu yüreklerde. Düşman kovulmuştu. Savaşta kazanamadıklarını masa başında almak istiyordu o aç kurtlar. Lozan'da amansız uğraşlar sonuç verdi. Bağımsızlığımız onanmıştı.

Savaş meydanlarda kazanılmıştı. Şimdi de cehaletle savaş gerekliydi. Toplum eğitimsizdi, karanlıklarla boğuşuyordu. Halk kuldu, köleydi, marabaydı. Şimdi onlar, özgür birer birey, vatandaş olma sevincini yaşıyorlardı.

Ülke karanlıklardan kurtulmalıydı. Aklın ve bilimin egemen olduğu her alanda yenileşmelere, gelişmelere gidildi. Çağdaş, yenilikçi ve aydınlık dolu bir ülke olalım diye düşünüyordum. 'Düşlerim eğitimle gerçekleşecek' diye söylüyordum. Eğitim, sosyal, hukuk, kültür, sanat, siyasal alanlarda devrim çalışmalarımı yürüttüm. Yeni harf, yeni alfabe, yeni hukuk, eğitimde birlik, millet mektepleri, giyim kuşam, halkevleri vb… her alanda toplum yenileşiyordu. Yenileşmeler gelişmeleri ve gelişmeler de yenileşmeleri getiriyordu.

Karanlıkları aydınlıklara durdurmaktı amacım. Bu halk asırlardır asker vermiş, vergi vermiş ve yeri geldiğinde canını vermiş vatan uğruna. Ama halka bir şey verilmemişti. Ben onlara vefa borcumu ödemek istiyordum. Her konuşmada: 'Yurttaşlarım, az zamanda çok şeyler yaptık.' diyordum. Batının çağdaş uygarlığını, akıl ve bilim süzgecinden geçirerek yeni devrim çalışmalarımla başarıya ulaştım. Cumhuriyeti kurduk, laik demokratik yapıyla taçlandırdım. Egemenlik halkımım olmuştu. Halk kendi kendini yönetecekti. İşte sizlerde, o egemenliğin ürünlerisiniz. Cumhuriyetin faziletinin tadına vardınız. Bugün Cumhuriyet gölgeli, halk endişeli, yarınlar umutsuz… Neden? Bana koşuyorlar, umut arayışındalar.

Ülkem bugün, ulusal egemenliğimizin ve üniter yapımızın tartışıldığı bir süreci yaşıyor. Ayrışma yerine bütünleşmeyi, terör yerine kalkınmayı, acı yerine sevgi halkımıza verilmelidir. Biz nice güçlükleri, engelleri, savaşları geride bıraktık. Sizler huzur içinde huzursuzluğa neden kanat açıyorsunuz? Kalkınmaya, başarıya, yücelmeye yol almalısınız.

Çağdaş ulusları aşınız. Ülkemi gericilikten, karanlık düşüncelerden ayrı tutunuz. Gençlerimiz en iyi akılcı ve bilimsel eğitim almalı ve işsizliğin zincirini kırmalıdırlar. Ülke sen, ben kavgası yerine bütünleşmenin odak noktasında buluşmalıdır.

Ey Halkım!.. 'Yurtta barış, cihanda barış' özdeyişimi önce kendimizde uygulayalım. Ülkem haksızlıklara, hukuksuzluklara değil, sosyal barış ve kardeşliğe koşmalıdır. Bu ülkede etnik kökeni ne olursa olsun herkes, bu yurdun Türk vatandaşıdır. Etnik köken farklılığı İşte o zaman, Anıtkabir'de yolunuzu gözler, sizi cumhuriyet çocuklarımızın bilinçli, başarılı ve yapıcı liderlerini hissederek huzur içinde yatarak izlerim.