YAZARLAR

Tüm Yazıları Fehmi Çalmuk

Yanıyor mu Saadet’in lambası, lambası?

10.04.2018 09:50

Yeni Şafak Gazetesi’nden, Tamer Korkmaz cumhur ittifakının temelinin 1965 yılında Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi döneminde atıldığını, Alparslan Türkeş’in Erbakan’ı Samsun’dan senatör adayı yapma girişimini yazdı. Kaynağı Das İst Erbakan-2 ‘Anadolu’nun Sanayileşme Sevdası”  isimli kitabımdı. Zaten kuyumcu titizliği ile kitapta bunu görüp yazabilen tek kişi sevgili Tamer Korkmaz oldu. İnadına cumhur ittifakının varlığının bundan 50 yıl önce Erbakan ve Türkeş tarafından atıldığını görmezlikten geldiler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan mernhum Türkeş'in mezarında.

Zaten cumhur ittifakı uzun bir süredir siyasi liderlerin fantezisi, muhalefete göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son umudu olarak görülüyor. Bu ittifakın tabana yayılması, sivil toplum örgütleri tarafından desteklenmesi gerekirken kimseden çıt çıkmıyor, destek şöyle dursun yorum bile yapılmıyor. Destek yok anladık ta estek, köstek nedendir?

Hak-İş, Memursen, MÜSİAD başta olmak üzere sivil toplumları kilim yaymayla meşgul. Bir anlamda içlerine sinmeyen, kabüllenemedikleri bir durum mu var? Ak Parti içindekiler de öyle değil mi? Belediye Başkanı çıkıp “Esenyurt’u kaybetmek, İslam’ı kaybetmek, Kudüs’ü kaybetmektir” diyor da 2019 başkanlık seçimlerini kaybetmenin ne anlama geldiğinden bahsetmiyor.

 

Meseleye daha iyi bakalım:

Saadet Partisi’nin sert olduğu kadar diri olan muhalefeti ister istemez ‘Milli Görüş’ diye adlandırılan İslami siyaset alanında bulunan seçmen için uyarı olduğu kadar “bir ihtimal daha var” şarkının nakaratlarını hatırlatıyor herkese... Bir de üstüne üstlük merhum Necmettin Erbakan’ın ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölüm yıldönümünde Ak Parti’den kimseyi mezar başında görmezken Merhum Alparslan Türkeş’in mezarı başında Recep Tayyip Erdoğan’ı gördük. Yangına körükle gidenlere gün doğmuş oldu. Neden Erbakan Hocamızın mezarına gitmedi, gelmedi?

 

Erdoğan daha geçen yıla kadar Saadet Partisi ile kendi partisi gibi ilgileniyordu. Hatta bir gün İstanbul’da araçla giderken Saadet Partisi ilçe teşkilatının ışıklı panosunun lambalarının bir kısmı sönmüş bir şekilde gördü. Hemen ilçe başkanını aradı. Fırçayı bastı.

 

-Böyle siyaset olur mu? Karargahın lambaları patlak olur mu? Teşkilat böyle olursa taban ne hale gelir. Hemen lambaların yenisini takın…

 

Duyanda, görende kendi partisi sanacak. Şimdi rahmetli Erbakan’ın bile mezarına gitme yerine Alparslan Türkeş’in mezarına gidiyor. Bu Milli Görüş’ü yok saymak değil. Milli Görüş tabanını bir yerlere hazırlamak anlamına geliyor. Yakında bunun işaretlerini görecek evlat Erbakan ile birlikte mezar başında Kur’an okuyan bir Erdoğan’ı göreceğiz. O’nun davanın tabanına karşı sevdasından şüphem yok. Ancak şu andaki kadrolara kızgınlığı, dargınlığı var. Onların CHP’yi kendilerine Erdoğan’dan daha yakın görmesi inanın ki ağırına gidiyordur.

 

Ak Parti içinde de kimse bu konu ile ilgilenmezken, değim yerindeyse bakanlar bile beş taş oynarken Erdoğan yeni bir hamle yaptı. Partisine en son yaptığı iki önemli transferi geçen hafta sahaya sürdü. Has Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, Demokrat Parti Genel Başkanı Süleyman Soylu… Aynı gün, aynı saatlerde ikisi de farklı mekanlarda yol arkadaşlarını bir yemekte topladı.

                                     

2019 seçimleri ‘tarihi kader seçimi’ dedi biri… Numan Kurtulmuş ise “Müslümanlar için ümit  kaynağı…Bundan başka çaremiz yok. 2019 seçimleri çok önemli. 2023’e kadar yapılacak çok işimiz var. Yaptıklarımızı, yapacaklarımızı perçinlemek, sağlamlaştırmak zorundayız.” dedi. Yemeğe katılan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Kalkınma Vakfı (DAKAV) Genel Başkanı, deneyimli siyasetçi Hüsamettin Korkutata Beyefendi’ye sordum. “Numan Bey,  uzun süredir bir araya gelemedikleri, randevu veremedikleri dostlarıyla bir araya geldi. Çok sayıda davetli vardı. Hasbihal ettik. 2019 seçimlerinin tarihi öneminden bahsetti” dedi. Aylardır İmam Hatiplere konuşma yapmaya bile getiremediğim Bakan Kurtulmuş’un nihayet sahaya inmeye, Kutsal emaneti kaldığı yerden yeniden sırtlamaya başlamasına sevindiğimi belirtmeliyim.

 

Merhum Alpaslan Türkeş’in vefatının yıl dönümü nedeniyle Cumhurbaşkanı’nın mezarı başına gitmesinin yanında Milli Türk Talebe Birliği’nin sosyal medyadaki ilanları dikkatimi çekmedi değil. Merhum Türkeş’in “Cesaret, Yüreklilik, Atılganlık olmayan hiçbir dava başarıya ulaşamaz” sözleriyle anma ilanları neredeyse her MTTB teşkilatı tarafından servis edildi.

İş adamı Zeynel Abidin Erdem (sağda), Adnan Doğan'a Büyük Doğu'nun Atlıları kitabını hediye ediyor.

Bu arada MTTB deyince işadamı Zeynel Abidin Erdem Bey’den bahsetmeden geçemeyeceğim. MTTB deyince, hele hele ailesinden onlarca şehit verdikten sonra Cumhur İttifakı’na doğru bir süreci görünce yüreğinin titrediğinin, muhterem babası başta olmak üzere aile büyüklerinden aldığı kutsal sancağı yeni burçlara dikme konusunda azim ve kararlılığın bilendiğini düşünüyorum. Buna neden olarak son eserim Büyük Doğu’nun Atlıları kitabının onda oluşturduğu heyecanı görmek gerekli. Kendisini ziyarete gelen her dostuna bir kitap hediye ediyor. Her zaman destekleriyle yanımızda olan Zeynel Abidin Erdem’in merhum Yazıcıoğlu ile ilgili anlattıklarını sizlere aktarmak isterim:

 

“Kolay gelmedik buralara… 12 Eylül oldu. Cezaevindeki ülkücü arkadaşlarımızın yanında olduk. Parası, çamaşırı, sigarası… Hastası, derdi, tasası bizim üzerimizdeydi. Bir gün Muhsin Yazıcıoğlu başta olmak üzere arkadaşlarımı görmeye Mamak’a gittim. Baktım Muhsin Reis’in eli yüzü yara, bere içinde… Telaşlandım. İçim sızladı.

-Reis hayırdır, bu hal nedir?

-Biraz hırpaladılar… Bizim gençlerden biri eline dua kitabı almış, tel örgülerin kenarında okuyormuş. Bir asker yanına gelerek sormuş: “Hayırdır ne okuyorsun?” Ülkücü kardeşimiz;    “Dua okuyorum. Bu gece melekler gelecek, bizi buradan kaçıracaklar. Onun için dua okuyorum” demiş. Bu sözler üzerine asker telaşlanmış. Hemen komutanına haber vermiş. O da daha üstüne, o da daha üstüne… Teyakkuza geçmişler. Askere hakiki mermi dağıtılmış. Vur emri verilmiş… Sonra komutan “Melekleri çağırsa çağırsa Muhsin Yazıcıoğlu çağırır” diyerek soluğu benim koğuşta aldı.

Sen ağlama genel Başkanım!

 

Hacı Bayram Cami’nin avlusunda sandalyeye oturmuş, gözleri dolmuş, arkasındaki sıra dağları kaybetmesine rağmen Mevla’ya dayanmaktan, O’na güvenmekten başka tercihi olmayan/ tercih de etmeyen halini gördüm. Eskilere, çok eskilere gittim birden…

Ahmet Tekdal'ın eşi sonyolculuguna uğurlandı.

Ankara’da Öz Elif Camii’nin altında mübarek gecelerin birinde, kalabalığın içinde yer sofrasına Cevat Ayhan ile birlikte oturan bir adamın etrafı aniden kalabalıklaştı. Gelişini kimse fark etmemişti. Onu yüz yüze tanıyanların sayısı oldukça azdı. Merhum Prof. Dr. Esad Coşan onu fark edip yanına gitti. O zaman dediler ki; “Refah Partisi’nin Genel Başkanı Ahmet Tekdal, İskender Paşa’nın dervişlerindendir”. Mütevazı olduğu kadar naif bir adam. Sadakat ve teslimiyet örneği…Elini kimse öpmesin diye kolunu kırarak böğrüne yapıştırır, öylece tedbir alırdı.  RP’nin 1’nci Ankara il Kongresi’nde Hakyol Vakfı’ndan ağbilerle kol kola girerek O’nu; “Mücahid Tekdal” sloganlarıyla karşıladık. Kimsenin ağzını bıçak açmadığı zamanda “Refah Parti İslam’ın cihad ordusudur” sözleri bugün gibi aklımda.  1986 yılında Bingöl’deki ara seçimlerinde onu karşılayanlardan biri de bendim. İmam Hatip öğrencisiyim daha…Anons yapıyor, onun korumalığını üstleniyordum. Kaza geçirip gözlerimi hastanede açtığımda baş ucumda o vardı. İlk o zaman Zazaca ile tanıştım. Tekdal, Zazaca konuşuyor, insanlar boynuna sarılıyordu. İmam Hatip Lisesi bittiğinde Erbakan Hocam nöbet yerimi Maltepe’deki genel merkez olarak belirledi: “Ahmet Bey’in yanında çalışacaksın”. Teşkilat yazılarını yazmak, öğlen yemek yapmak, korumalığını üstlenmek, merhum Rıza Ulucak ağbinin işareti ile küçük namaz odamızda namaz kıldırmak gibi görevlerim vardı. Gencim daha. Büyük dava adamlarının yanında “halden anlama/yaşama” tahsili görüyordum aslında… Kızacak diye aklımız çıkardı. İkindi namazından sonra 100 gram tulum peynir, yarım francala ekmek aldırırdı. Yanında da bir bardak çay…Hem de kendi cebinden… Bir kuruş parti parasını katmadan, kattırmadan. Bir güne bir gün tenezzül etmedi, tevessül de etmedi. Helaline gölge düşürmedi. Benim genel başkanımdı. Çocukluğumda merhum Türkeş’in elini çok öpmüş, 13 yaşında Erbakan hocamın yanına gitmiştim. Ancak o genel başkanımdı. Yeşil renkli jetta marka bir makam arabası vardı. Ömer İlhan Tekdal’ı, ağbisi Baha Tekdal’ı ilk o zaman tanıdım.

Fatih Erbakan, Ahmet Tekdal'a taziye ziyaretinde bulundu.

Altındağ, Telsizler semtinde evi vardı. Evin önüne her gittiğimizde balkondan Aysel Teyze’yi, genel başkanımı bekler görürdüm. Sabahları yine balkondan uğurlardı. Sıra dağlar gibi genel başkanımın arkasındaydı. Yanı başındaydı. Dikiş makinesinin başında uykusuz geceleri vardı. Siparişler yetişecek, eve para gelecek, Hukuk Fakültesi sıralarında eğitim gören geleceğin genel başkanına destek olunacaktı. O’nu okutacaktı. Hastalanma pahasına yılmadan usanmadan, öpülesi elleriyle bir hayatın parçalarını dikerek birleştirdi. 

 

Bizim ağbilerin hayatları hep böyle çileli de hanımlarının değil mi?  Davanın yükünü kendileri, onların yüklerini hep eşleri taşıdı. Merhum Erbakan Hocamın. Recai Bey’in, merhum Fehim Adak Bey’in ilk eşleri gitti rahmete…Eşime sorduğumda “Kolay değil dedi dava adamının yükünü taşımak. Dağ gibi duracaksın, evle, akrabayla, hayat şartlarıyla yormayacaksın…Bu da bir yere kadar” deyince bu davanın çileli annelerini, elleri öpülesi annelerini daha iyi anladım.

 

Allah rahmet eylesin merhum Aysel Tekdal’ın annemizin cenazesinde genel başkanımı öylesine görünce yutkundum. Erbakan Hocamın cenazesinde böyle mahzun görmüştüm. Usulca sokuldum yanı başına: “Sen ağlama genel Başkanım, sen ağlama…Başın sağ olsun” diyerek…

Haberler

Gündem

Cumhuriyet gazetesi davasında karar

Gündem

20 yeni üniversite kuruluyor

Politika

Erdoğan seçime yönelik kanunu onayladı

Ekonomi & Finans

Türk firması Bosna Hersek'te rüzgar çiftliği inşa edecek

Politika

CHP'de ittifak çalışmaları için Kılıçdaroğlu'na tam yetki verildi

Ekonomi & Finans

Altay tankı ihalesi sonuçlandı

Politika

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Güneş Motel olayından öte bir durum söz konusu

Politika

'Anayasa değişikliği uyum paketi' Anayasa Komisyonu'nda kabul edildi

Ekonomi & Finans

Sağlık turizmine dört koldan teşvik

Ekonomi & Finans

KOSGEB esnafın 1,7 milyar liralık faiz yükünü sırtladı

Politika

Kılıçdaroğlu ile Karamollaoğlu görüştü

Gündem

Fransa Cumhurbaşkanı Macron'dan Suriye açıklaması