21 Ocak 2018
Pazar, 11:41
ABD DOLARI ALIŞ: 3.7777   ABD DOLARI SATIŞ: 3.7845   |   AVUSTRALYA DOLARI ALIŞ: 3.0225   AVUSTRALYA DOLARI SATIŞ: 3.0422   |   DANİMARKA KRONU ALIŞ: 0.62170   DANİMARKA KRONU SATIŞ: 0.62476   |   EURO ALIŞ: 4.6367   EURO SATIŞ: 4.6450   |   İNGİLİZ STERLİNİ ALIŞ: 5.2460   İNGİLİZ STERLİNİ SATIŞ: 5.2733   |   İSVİÇRE FRANGI ALIŞ: 3.9413   İSVİÇRE FRANGI SATIŞ: 3.9666   |   İSVEÇ KRONU ALIŞ: 0.46960   İSVEÇ KRONU SATIŞ: 0.47446   |   KANADA DOLARI ALIŞ: 3.0384   KANADA DOLARI SATIŞ: 3.0521   |   KUVEYT DİNARI ALIŞ: 12.5033   KUVEYT DİNARI SATIŞ: 12.6669   |   NORVEÇ KRONU ALIŞ: 0.48093   NORVEÇ KRONU SATIŞ: 0.48416   |   SUUDİ ARABİSTAN RİYALİ ALIŞ: 1.0073   SUUDİ ARABİSTAN RİYALİ SATIŞ: 1.0091   |   JAPON YENİ ALIŞ: 3.4052   JAPON YENİ SATIŞ: 3.4278   |   BULGAR LEVASI ALIŞ: 2.3572   BULGAR LEVASI SATIŞ: 2.3880   |   RUMEN LEYİ ALIŞ: 0.98953   RUMEN LEYİ SATIŞ: 1.0025   |   RUS RUBLESİ ALIŞ: 0.06641   RUS RUBLESİ SATIŞ: 0.06727   |   İRAN RİYALİ ALIŞ: 0.01026   İRAN RİYALİ SATIŞ: 0.01040   |   ÇİN YUANI ALIŞ: 0.58691   ÇİN YUANI SATIŞ: 0.59459   |   PAKİSTAN RUPİSİ ALIŞ: 0.03392   PAKİSTAN RUPİSİ SATIŞ: 0.03436   |   ÖZEL ÇEKME HAKKI (SDR) ALIŞ: 5.4568   ÖZEL ÇEKME HAKKI (SDR) SATIŞ:   |  

HÜRSES GAZETESİ
GÜNLÜK BAĞIMSIZ EKONOMİ VE POLİTİKA GAZETESİ

HIZLI ERİŞİM : YGS’de kim daha başarılı oldu: Kızlar mı erkekler mi ? TOKİ, 16 şehirdeki 55 arsayı satıyor 6 Dal Sigara, Çernobil'e Eşittir Tüketici Lehine Önemli Değişiklikler

Türkiye’nin en rekabetçi ili; İstanbul

  Kategori: Ekonomi & Finans     Okunma Sayısı: 216       Tarih: 15-12-2017       Paylaşın:   

Türkiye’nin en rekabetçi ili; İstanbul

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) ve Ekonomi ve Dış Politika Araştırma Merkezi (EDAM) işbirliği ile hazırlanan ‘Türkiye İçin Bir Rekabet Endeksi’ raporunun çıktıları, İstanbul Sanayici ve İş Adamları Dernekleri Federasyonu (İSİFED) ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda mercek altına alındı.


İstanbul (İHA) - ‘Türkiye İçin Bir Rekabet Endeksi’ raporuna göre Türkiye’nin en rekabetçi ili İstanbul oldu. 

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) ve Ekonomi ve Dış Politika Araştırma Merkezi (EDAM) işbirliği ile hazırlanan ‘Türkiye İçin Bir Rekabet Endeksi’ raporunun çıktıları, İstanbul Sanayici ve İş Adamları Dernekleri Federasyonu (İSİFED) ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda mercek altına alındı. TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan Kadooğlu, İSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Muammer Ömeroğlu, ve TÜRKONFED Ekonomi Danışmanı / Rapor Yazarı Pelin Yenigün Dilek’in katılımlarıyla gerçekleştirilen toplantıda; İstanbul özelinde ortaya çıkan veriler katılımcılarla paylaşıldı.

İstanbul 2008-2014 yılları arasında rekabetçilik gücünü korudu.

Daha gelişmiş bir veri seti ve metodoloji ile güncellenen 2008 yılında hazırlanan ilk rapor, 2008-2014 yılları arasındaki değişiklikleri analiz etme imkanı sunarak, Türkiye’de rekabetçiliğin bölgesel dağılımına dair de daha tamamlayıcı bir tablo ortaya koydu. Buna göre İstanbul, sekiz alt endeksin birleşiminden oluşan genel rekabetçilik endeksinde en rekabetçi birinci il olarak yerini korudu.

Sekiz alt endeks ve 65 değişkene göre rekabetçilik araştırıldı
Raporda il bazında rekabetçilik endeksini oluşturan sekiz alt endeks ile 65 değişkenin ışığında rekabetçi dinamikler araştırıldı. Rekabetçilik endeksine baz oluşturan alt endekslerde İstanbul; makroekonomik istikrar, finansal derinlik ve piyasa büyüklüğü endekslerinde birinci sırada, fiziki altyapı ve oluşturucu sermaye endekslerinde ikinci sırada, insan sermayesi endeksinde 4’üncü sırada, emek piyasaları endeksinde 6’ncı sırada, sosyal sermaye endeksinde ise 18’inci sırada yer aldı. Bu başlıklar altında, okullaşma oranından, kişi başına elektrik tüketimine kadar birçok değişken değerlendirmeye alındı.

“Ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği reformlarla sağlanabilir”
Kredi Garanti Fonu (KGF) başta olmak üzere, hükümet teşviklerinin reel sektörde oluşturduğu canlanmanın ekonomik büyümede ana faktör olduğunu belirten TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan Kadooğlu, “Üçüncü çeyrekte hane halkı tüketim harcamaları yüzde 11.7, kamu harcamaları ise yüzde 2.8 büyüdü. Sabit sermaye oluşumundaki yüzde 12.8 oranındaki artış da göz önüne alındığında; üçüncü çeyrekte büyüme hem tüketim harcamaları hem de imalat sanayi ile ivme kazandı. Büyümeye tüketimin katkısı yüzde 7 olurken, sabit sermayenin katkısı yüzde 3.6 ve net ihracatın katkısı ise yüzde 0.4 oldu. Her zaman dile getirdiğimiz bir gerçeğin büyüme rakamlarının detaylarında da kendini gösterdiğini söylemek mümkün. Yani, KOBİ odaklı politikalar büyüme üzerinde çarpan etkisi oluşturmaktadır. İnşaat sektöründe yüzde 12’lik büyümenin yanı sıra ilk iki çeyrekte gerileyen makine ve teçhizat yatırımlarının yüzde 15.3’lük bir artış sergilemesi önemlidir. Şimdi hedef, bu yatırımların ve büyümenin devamlılığını sağlayacak adımlar atılmasındadır. Odaklanmamız gereken ana alan burasıdır. Büyümede sanayi odaklı bir ekonomik model ile üretim, yatırım ve istihdam artışında hedeflenen noktalara gelebiliriz. Sürdürülebilirliği de ancak bu hedeflere ulaşmamızı sağlayacak reformlarla sağlayabiliriz” dedi.

“Türkiye’nin gündemindeki en önemli sorun enflasyon”
İş dünyasının çok büyük bir faiz yükü altında yatırım yapmanın zorluğunu yaşadığını ifade eden Kadooğlu; “Enflasyonun Türkiye’nin gündemindeki en önemli sorun olduğunu düşünüyoruz. 2018 yılında büyümenin sürdürülebilirliği için enflasyonun yüzde 5’ler seviyesine indirilmesi çok önemlidir. Büyüme ve enflasyonun çift hanede arttığı bir süreçte ekonomide sürdürülebilirliği sağlamak zorlaşacaktır. Enflasyon ve faizle mücadelede kurumlar arasındaki işbirliği ne kadar önemliyse, kurumların bağımsızlığı ve kurumsallaşma kültürü de bir o kadar değerli ve önemlidir. Ekonomide mali disiplini korumak, makroekonomik istikrarı dengede tutacak politikalar belirlemek ve bunları da kurumlar arası eşgüdümle yürütmek, uluslararası yatırımcılara ve kuruluşlara da olumlu sinyaller verecektir” şeklinde konuştu.

“KOBİ’lerin yüksek teknolojili üretim temelli teşvik ve desteklere ihtiyacı var”
2018’in ekonomik politikalar ve sonuçları açısından, birden fazla dengeye dikkat edilmesi gereken hassas bir yıl olacağını söyleyen Kadooğlu, şöyle devam etti: “Önceliği doğru belirlenen, iyi anlatılmış, uygulama kararlığını ispat eden bir reform haritası, ülkemizi 2018 yılında küresel ekonomik risklerden ve finansal piyasa oynaklığından koruyacaktır. Diğer yandan ekonomide nicelik değil niteliğin öne çıktığı dijitalleşen dünyada. KOBİ’lerimizin yüzde 60’ı düşük teknolojili üretim yaparken, sadece yüzde 4’ü yüksek teknolojili üretim gerçekleştirmektedir. Bu da bize Türkiye’nin 4. Sanayi devrimi sürecinde acil olarak bir değişim ve dönüşüme ihtiyacı olduğunu ortaya koymaktadır. Sürdürülebilir büyüme ve verimlilik artışı ancak KOBİ odaklı politikaların hayata geçirilmesiyle mümkündür. KOBİ’lerin nitelikli insan kaynağından finansmana, Ar-Ge ve inovasyondan dijitalleşmeye, yatırımdan istihdama; yüksek teknolojili üretim temelli teşvik ve desteklere ihtiyacı vardır. Kredi Garanti Fonu, vergi indirimleri ve teşvikler ile kısa vadede ekonomiye can suyu etkisi başarılı olurken, orta ve uzun vadede 4. Sanayi devriminin konuşulduğu, dijitalleşmenin hayatın her alanını etkilediği yeni dünya gerçekleri dikkate alınarak Türkiye’nin reformları gündeminin ilk sırasına alması gerekmektedir. Nitelikli iş gücü için eğitim sisteminin bilgi bazlı yeni nesiller yetiştirmesi, mesleki eğitimin uluslararası standartlarda yeniden düzenlenmesi, kadınların iş gücüne katılımının artırılmasına dönük politikaların uygulanması ekonominin temellerini sağlamlaştıracak adımlardır.”

“Küçüğüyle büyüğüyle şirketlerimiz ülke ekonomisinin taşıyıcıları”
Ekonominin hükümetin aldığı tedbirler ile toparlanma ve hızlı bir şekilde büyüme hızını artırma evresinde olduğunu belirten İSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Muammer Ömeroğlu ise “Ancak içinden geçmiş olduğumuz dönemde, şirketlerimizin bir çoğu öz sermayesinin ötesinde borçlanmıştır. Bu duruma ek olarak, son aylarda başlayan E-hacizler ile şirketler zor bir ekonomik dar boğaza girmektedir. Küçüğü ile büyüğü ile, bu şirketlerin ülke ekonomisi için taşıyıcı değerler olduğunu unutmamak gerekir. Dolayısıyla şirketlerimizi ayakta tutmanın yolu aranmalı, borcunu ödeyenle ödemeyen aynı kefeye konmamalıdır. Diğer bir önemli konu da, özellikle İstanbul’da nitelikli mavi yaka elemanlarda yaşanan açıktır. Fabrikalarımız kapasitelerinin altında çalışmaktadır. Dünyada da Türkiye’de de insanların sanayide çalışmak istememesi, biz sanayicilerin maliyetlerine yansımaktadır. Üretim maliyetlerini hızla yukarı çıkarmakta, dünya ile rekabetimizi zora sokmaktadır. Aslında bu sorun şirketlerimizi bekleyen büyük bir gündemin habercisidir. 2020 yılına kadar şirketlerimizin Sanayi 4.0’a geçişini yapamazsak, birçok sektör bitmek durumunda kalacaktır. Dolayısı ile çok hızlı davranmalıyız. Şirketlerimiz; Sanayi 4.0‘ı yakalayabilmeleri için gerekli olan finansmana daha hızlı ve ucuz bir şekilde ulaşabilmelidir. İstanbul sanayisi için diğer bir önemli konu da fabrikalarımızın etrafının konut alanı olması ve bu durumun getirdiği taşınma zorunluluğu. Bizler artık, altyapısı hazırlanmış kalıcı yerler istiyoruz. Aksi takdirde işletmelerimizi büyütemeyiz. Ülkemize en iyi şekilde hizmet edebilmek için önümüzdeki bu gibi engellerin giderilmesini istiyoruz” dedi.

“İstanbul, rekabetçiliğin ve gelirin Türkiye için itici gücüdür”
İstanbul’un en rekabetçi il sıralamasında 2008 ve 2014 yıllarında Türkiye’nin en rekabetçi ili olduğunu belirten TÜRKONFED Ekonomi danışmanı ve Rapor Yazarı Pelin Yenigün Dilek, “Özellikle piyasa büyüklüğünü yansıtan göstergelerde birinci sıralarda yer alan İstanbul, rekabetçiliğin ve gelirin Türkiye için itici gücü olarak gözükmektedir. Araştırma yapılan yıllar için öne çıkan özellik, rekabet endeksinde ve kişi başına gelirde Türkiye ortalaması İstanbul’a bir parça yaklaşırken, İstanbul’dan sonra Türkiye’nin en rekabetçi olan illerinin İstanbul ile farkı açıldığının görülmesidir. İnovasyon odaklı, sanayi ve hizmet sektörleri arasındaki çizgilerin azaldığı, alan uzmanlığının teknoloji uzmanlığı ile birleştirildiği bir ortamda, rekabetçiliği iten ve çeken unsurlar hızla değişmektedir. İstanbul’un bu yeni dönemde alan uzmanlığı ile teknolojik dönüşümü birleştirme becerisi ve hızı, Türkiye’nin rekabetçilik düzeyini de belirleyecektir ve kritik bir öneme sahiptir” diye konuştu.



Bunlarda İlginizi Çekebilir


comments powered by Disqus


Bizi Takipedin

 Twitter      Facebook        RSS

VİDEO HABERLER